23 Nisan 2019 Salı

Yaz için Parfüm Önerileri



          Merhabalar, 2019 yazı için bazı parfüm önerilerimi içeren bir youtube videosu paylaştım. İlgilenenleri beklerim.


23 Kasım 2018 Cuma

UNSUZ PİZZA- KARNIBAHAR PİZZASI



              Ketojenik diyeti neden denemeye başladığımı ve diyetin içeriğini şu yazımda anlattım. Bugün de dün akşam yemeğinde yapıp, bayıla bayıla yediğim bir tarifi paylaşmak istedim. Fikir bana ait değil pinterestte ve bir çok blogda bu tarifin onlarca versiyonunu bulabilmek mümkün. Ama hem pratik hem sağlıklı olması dolayısıyla bilmeyen kalmamalı diye düşünüyorum.



                         İŞTE KARŞINIZDA KARNIBAHAR PİZZASI!





Tarifi ise çok kolay!


        Malzemeler 

  • Karnıbahar
  • 2 yumurta
  • Tuz
  • Peynir ( ben kaşar peyniri kullandım)
  • Pizza üstü için isteye göre malzemeler

        Yapılışı
  1. Temizlenip yapraklarından ayırdığım,küçük boy karnıbaharı rendeleyerek pirinç boyutunda parçacıklar haline getirdim. Mutfak robotu olanlar bu işlemi çok daha kolay halledebilir tabi. Ama rendelenerek de gayet başarılı oldu.
  2.  Bu aşamada karnıbahar parçacıklarını bir tülbentin içine koyup sıkarsanız karnıbaharın fazla suyundan kurtulup hamurumuzun daha iyi tutmasını sağlayacaktır. 
  3. 2 yumurtayı ve bir tutam tuz  ekleyip homojen kıvama gelene kadar karıştırdım.
  4. Spontane karar verdiğimden evde çeşitli malzemem yoktu o yüzden ben karnıbahardan elde ettiğimiz pizza hamurunu sade bıraktım ama dileyen 1-2 diş sarımsak, maydonoz gibi şeyler ekleyerek tadı zenginleştirebilir.
  5. Pişirme kağıdı koyduğum fırın tepsisine hamuru (!) yayıp, sıkıştırıp şekil vererek pizza zeminimi oluşturdum.
  6. 200 derecede ısıtılan fırının orta rafına yerleştirip, 25-30 dk kadar altın-krem rengi hal alana kadar pişirdim
  7. Pizza zemini hazır olduktan sonra gerisi aslında biraz kişisel zevke ve herkesin beslenme tercihlerine kalıyor. Ben bu sefer 5-6 zeytin, 2 yeşil biber, sucuk,kaşar ve kekik ve domates kullandım. Peynir olarak mozzerella da çok yakışır mesela.
  8. Ben sucuk pişene kadar kaşar tamamen erir endişesiyle, kullandığım peynirin 2/3 kadarını en alta koydum. Üste diğer malzemeleri koyup 10 dk kadar tekrar fırında pişirip, peynirin kalanını ve domatesleri en son koyup 1-2 dk daha fırınladım.

          Ben tabi ki pizza kadar lezzetli olmaz ama gözüm doyar, değişiklik olur diye denemek istemiştim. Ancak umduğumdan çok daha lezzetli oldu. Şu detayı da eklemeden geçmek istemiyorum. Annem, karnıbahardan pizza hamuru yaptığımı duyunca yiyemeyeceğini düşünüp, sofraya kahvaltılık da çıkardı :D ancak bayıla bayıla yedi. Önyargılı olanlara duyurulur! Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle sevgiler...

22 Kasım 2018 Perşembe

KETOJENİK DİYET!

       




                 Merhaba ben Özgün. Ben bir şeker bağımlısıyım!

    Üniversite döneminin başında beslenme şekli ve dolayısıyla kilo alma anlamında dibe vurduktan sonra 3-4 sene denge kurabilmiş, hafif dalgalansam da bir çizgide kalabilmiştim. Ancak malesef son 1 yıldır tekrar şeker bağımlılığı batağına düştüm. Aldığım 13 kg bir yana , enerjisizlik, mod değişiklikleri, yorgun hissetme gibi başka bir çok hediyesi(!) oldu bana bu  inanılmaz sağlıksız beslenme düzenimin.






                 Tüm bu sebeplerden radikal bir değişiklik yapma kararı aldım. Açıkcası paylaşırsam kendimi daha sorumlu hissederim diye de umarak, eski sadık yarim blogda bu macerayı belgelemek istedim.


                30 günlük bir ketojenik diyet deneyine başlamış bulunuyorum. 

                                             Peki nedir bu ketojenik diyet? 


İşin özü karbonhidrat tüketimini çok kısıtlayıp, yağ tüketimini arttırarak, normal şartlarda vücudun enerji kaynağı olarak ilk tercih ettiği karbonhidratlar  yerine, yağlara başvurmasını sağlıyoruz. Vücudun bu haline ketosis deniyor. Tabi ki bunun getirisi olarak vücudun depo etmiş olduğu fazla yağları eritmesini hedefliyoruz.


                Bahsettiğim bu ketosis fazına geçmek 2-7 gün alıyor. Bu yüzden diğer diyetlerde olduğu gibi kaçamak günü, öğünü vesaire yapamıyoruz. Zira yaptığımız her kaçamak ketosisten çıkmaya dolayısıyla hedeflediğimiz etkili yağ yakımından 3-4 gün uzaklaşmaya sebep oluyor.



              Vücudu yağ yakma makinası haline getirmek için özellikle Türk toplumunun alıştığından oldukça farklı bir şekilde besleniyoruz. Minimum karbonhidrat, optimal düzeyde protein, yüksek miktarda yağ tüketmek diyetin ana kuralı. Yüzdeliğe vurulduğunda aldığınız kalorinin % 5-10 karbonhidrat, %20-25 protein, %70-75 ise sağlıklı yağlardan gelmeli.







             KETOJENİK DİYETTE TÜKETİLMESİ ÖNERİLEN YİYECEKLER


         Sağlıklı yağlar ( zeytinyağı, hindistancevizi yağı)
         Etler (özellikle yağlı olanlar)
         Kuruyemişler (çiğ olmak kaydıyla)
         Yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, marul, lahana)  = Gönül rahatlığıyla
         Brokoli
         Karnıbahar
         Nişastalıların dışındaki sebzeler ( domates, soğan, patlıcan, kabak...) = miktarlara dikkat ederek
         Süt ve süt ürünleri
         Yumurta 
         Avokado

            KETOJENİK DİYETTE TÜKETİLMESİ UYGUN OLMAYAN YİYECEKLER

         Ekmek
         Makarna
         Pirinç
         Yulaf
         Bulgur
         Baklagiller
         Nişastalı sebzeler ( mısır, havuç, patates, bezelye)
         Karbonhidrat miktarı yüksek meyveler ( malesef bir çoğu)

              DİKKATLİ TÜKETİLMESİ GEREKENLER 

          Karbonhidrat miktarı daha düşük meyveler  (çilek, yaban mersini..)


ÖNEMLİ: Günde 2-4 L arası su tüketimini çok önemsememiz gerekiyor. Normalde vücutta su tutan karbonhidrat tüketimi çok azaldığından. Çokca su kaybediyoruz.
           


              Ketojenik diyeti denemek isteyen ve bu yazıyı okuyan varsa daha netleştirmek açısından kaynaklar ve hesaplama şeklini bir örnekle açıklamak istiyorum.


               Günlük 2000 kalori tüketmeyi hedefleyen biri aldığı kalorinin;

 1400-1500ünü yağlardan 
 400-500ünü proteinlerden, 
 100-200ünü ise karbonhidratlardan almalıdır.

               Bunu gram düzeyinde hesaplayacak olursak ;

 1 gram protein 4 kcal
 1 gram karbonhidrat 4 kcal           =              DEĞERİNDEDİR
 1 gram yağ ise 9 kcal                    

               Dolayısıyla hangi besin öğesinden kaç gram tüketmek gerektiğini hesaplayabilmek için, o besin grubundan kaç kalori almak istiyorsak, onu gram başına elde ettiğimiz kaloriye bölüyoruz.

Örneğin yağlardan 1400 kalori almak isteyen biri 1400 / 9 = yaklaşık 155 gram yağ,
400 kalori proteinden gelen kalori için 400/4 = 100 gram protein,
100 kalori karbonhidrat kalorisi için iste 100/4=25 gram karbonhidrat tüketilmeli.

Bu sayılarla uğraşmak sıkıcı gelebilir ancak yeni bir düzene alışırken en azından bir süre detaylı takip etmeyi çok önemsiyorum ben. İnsan genelde kendini kandırmaya biraz meyilli oluyor çünkü.

Bütün bu hesaplamaları kolaylaştıracak bir kaç kaynak önermek istiyorum. 


Günlük yaşamsal fonksiyonlarınızı sürdürebilmek için ihtiyacınız olan minimal kaloriyi tespit etmek  için buradan BMR (Bazal metabolizma hızı) hesap edilip, ona göre bir hedef kalori belirlenebilir.

buradan ise detaylı olarak hem tüketilmesi gereken kalori miktarı, hem tüm besin gruplarının hesapları yapılabilir.

my fitness pal da benim günlük olarak hangi besin grubundan ne kadar tükettiğimi görmek için kullandığım uygulama.
  




            NEDEN KETOJENİK BESLENME ŞEKLİ?

  • Benim için şu noktada vahim bir hal almış şeker bağımlılığımdan kurtulabilmek.
  • Bugün daha 5. günüm olduğu halde farkettiğim en güzel yanı açlık hissini çok çok azaltması.
  • Yağ yakımında başka herhangi bir diyetten daha etkili olduğu vaadi
  • Konsentrasyonu arttırdığı, daha net düşünebilmeye yardımcı olduğu iddiası
  • Diyabet, Kanser gibi bazı hastalıklara karşı koruyucu olduğuna dair yapılmış bazı çalışmalar.
Not: Bu diyetin epilepsi hastaları üzerinde atakları engellediğine ya da çok azalttığına dair bir çok çalışma var. 


          NEDEN BENİM İÇİN ÖMÜR BOYU OLACAĞINI DÜŞÜNMÜYORUM?
  •    Ketosis denilen, vücudun girdiği fazın kısa vadede çok yararı ispat edilmişse de uzun vadeli       etkiler henüz netleşmiş değil
  •    Özellikle meyve konusundaki ağır kısıtlaması.
  •    Biraz uğraşlı bir planlamaya ihtiyaç duyması



       Şimdilik planım 30 gün bu diyeti uygulayıp, nasıl hissettiğimi, vücudumda ne gibi etkiler yarattığını gözlemek. Devam edip etmeyeceğime, edeceksem ne kadar süreyle edeceğime sonra karar vermek istiyorum.

        Bu yazı biraz uzun ve teorik oldu. Bundan sonraki yazılar daha kişisel deneyimlerime ve çıkarımlarıma yönelik olur diye düşünüyorum. Denediğim düşük karbonhidratlı tarifleri, günlük menülerimi vs de paylaşmayı planlıyorum. Bu diyeti uzun süredir uygulamakta olan varsa tecrübelerini duymayı çok isterim. Siz de başlamayı düşünüyor ve motivasyon arıyorsanız da buradayım!


   





                           
                                    
             

16 Mart 2018 Cuma

Evde Sarı Saç Deneyimim

     Merhabalar bugün sizlerle bir saç rengi açma macerası paylaşmak istiyorum. Sarışın olma sevdasında olanlar bilir ki sarı saçı elde etmek hiç ama hiç kolay değildir. Bir çok kuaför denersiniz zaman zaman hezimete uğrarsınız, oldu da tam istediğiniz ton tuttu bu kez de o rengi koruma derdine düşersiniz. Ben de bu savaştan bunaldığım bir an saç rengimi değiştirmeye karar vermiştim.


                                                BU FOTOĞRAF SARIŞIN GÜNLERDEN




Sonra saçımı Loreal'in 7.43 numaralı boyasıyla boyayıp, tarçın bakır tonu yakalamak istedim.


BOYADIKTAN SONRA ELDE ETTİĞİM SAÇ RENGİ


Rengi sevmesine sevdim aslında ama bir süre bu rengi kullandıktan sonra, içimdeki sarışın olma arzusu çıktı yine gün yüzüne. Nereyi araştırsam, kime sorsam bakırdan sarıya çok zor dönülür, turuncu olur saç dedi. Dinledim mi? Hayır. Kökü bende değil mi deyip şansımı denemeye karar verdim. Bu macerayı da daha detaylı paylaşabilmek için bir video çektim. Benzer durumda olanların, evde saç rengini açmak isteyenlerin ilgisini çekebilir diye düşünürek videoyu burada da paylaşıyorum. İyi Seyirler ... Sevgiler!










5 Ocak 2018 Cuma

Yeni yıl, yeni ben ?

   

           
         Her senenin sonunda ufaktan bir muhasebe yapar herkes. Ayy ne çabuk geçti bu yıl, ne ara yıl sonu geldi feryatlarının altında, bu yıl için tasarladıklarımın ne kadarını gerçekleştirebildim sorusu yatar. Cevap genelde pek tatmin edici değildir. En azından benim için durum bu oluyor genelde. Hele üniversiteden mezun olduğum son birkaç senedir sanki zaman hızla akarken, ben hep yerimde öylece bakıyorum. Yanlış anlaşılmasın mutsuz, melankolik filan değilim ama ne yöne gideceğimi bilemiyorum sanki. Gitmek istediğim yollar hep kapalı. 2018'e girerken dileklerim de hep cılız ve korkak kaldı. Her sene coşkuyla alınan kararlar, hevesli hevesli başlanan diyetler, spor programları, çalışma yöntemleri yok. Ajanda bile almadım bu sene. Bu bloga da heyecanlı heyecanlı başlamıştım bir zamanlar. Makyajla hala ilgili olup, sevsem de kozmetik yazasım yok sanırım artık. Kendi adımla yazdığım ve 7 sülalem blogdan haberdar olduğu için şuan yaptığım gibi manasız iç dökmek de akıllıca olmaz :D Ama insan kendini kaybolmuş hissettiği dönemlerde iyi hissettiği bir yerde olmak istiyor sanırım. O yüzden buradayım gece gece bloga nasıl devam etsem kararını, satırlar devam ettikçe almaya çalışıyorum. Her ne paylaşmak istersem paylaşacağım, beni yeniden heyecanlandıracak, şuan hayatımda kontrolü bende olan tek şey olarak bloguma dönmeye ihtiyacım var sanırım. Nasılını ise zaman gösterecek...




20 Temmuz 2016 Çarşamba

Haydi Planlayalım 10



Bu haftanın planner sticker kiti cutedaisy adlı siteden. Varlığını unutmuşum dosyamı karıştırırken buldum. Renkler pek yazlık değil gibi ama idare etsin artık.





          Normalde sol üst köşede açık renkli bir aylık takvim yer alıyor. Bu hafta o niyeyse o çok gözüme battı biraz washi, tam boy kutu stickeri ve üzerine de worry less live more yazan stickerla kapattım. sol alt köşedeki kutucuk ise blog yazılarımı planlamak için. Günlük egzersizlerimi takip etmek için de en alt sıradaki bayrak stickerlarını yan çevirerek kullandım.





 
             Bu haftaki ajanda dekorasyonumu da umarım beğenmişsinizdir. Ajandalarla ilgili diğer yazılarıma göz atmak isterseniz tık tık 

             Araya reklam almak gibi olmasın ama çekilişin son  günü katılmak isterseniz buyurun

             Yeni yazılarda görüşmek üzere! Hoşçakalın...
     

19 Temmuz 2016 Salı

Senden Önce Ben - JoJo MoyeS

       Jojo Moyeson yıllarda yıldızı epeyce parlamış, kitapları çok satanlar listesinden düşmeyen İngiliz bir hanım ablamız. Kendisi genelde okuması rahat, sürükleyici, aşk romanları yazıyor. Benim de kardeşimde bulunan birkaç kitabını okumuşluğum var (şair burada ben böyle sabun köpüğü aşk romanlarına para vermem, kardeşimdekilere şöööyle bir göz atmıştım havası yaratmaya çalışıyor :)) 





     Senden önce ben adlı romanı da okurken beni umduğumdan biraz fazla etkileyen, hadi itiraf edeyim hüngür şakırt ağlamama sebebiyet veren ve hatta bence yazarın okuduğum kitapları arasında en iyisi. Filminin yapılacağını duyunca aklıma gelen ilk şey aha bu romanı da mahvedecekler oldu ne yalan söyliyeyim. Ama sonra baş rolde Emily Clarke'ın yer aldığını görünce ufaktan bir heyecan oldu. Bilmeyenler için belirteyim Emily Clarke Game of Thrones dizisindeki ejderhaların anası khaleesi Daenerys. Oyuncu kadrosunun devamında da ismini bilmesem de bir yerlerden tanıdığım oyuncular görünce tamam dedim bu film iyi olmuş olabilir.

        Erkek arkadaşıma ilk gidelim dediğimde  pek hevesli davranmadı ama o da imdb puanının iyi oluşundan ikna oldu. Normalde romantik filmlerin imdb puanı pek yüksek olmuyormuş sanırım... Hani sizin de ikna etmeniz gereken biri olursa,kullanacak koz olsun diye diyorum :) 

       Bu uzun girizgahtan sonra gelelim filme. Esas kızımız Louisa nam-ı diyar Lou küçük bir kasabada yaşayan ve bu kasabanın dışındaki dünyayı keşfetmeye cesaret edememiş, küçük bir pastanedeki rutin işinden, tutkusuz monoton ilişkisinden memnun, çılgın moda tercihleri, sakarlığı ve iyi niyetiyle sempatik bir karakter. Pastanedeki işini kaybetmesi ve karşısına çıkan beklenmedik iş fırsatıyla hayatı değişiyor. 
Lou'nun tam tersine hareketli, tutkulu, macera dolu bir hayat geçirmiş Will ise yaşadığı kazanın sebep olduğu omurilik felci nedeniyle yatağa ve dolayısıyla da insanların yardımına bağlı olmanın, önceki hayatında sahip olduklarını kaybetmenin acısını yaşıyor. Kitap-Film boyunca Sam ve Lou'nun yavaş yavaş kurduğu bağa tanıklık ediyoruz. Okumak ya da izlemek iSteyenler küfretmesin diye konuya dair daha fazla bir şey yazmıyorum.

       Filmin senaryosunu, oyunculuklarını oldukça başarılı buldum. Emily'nin Game of Thrones'da canlandırdığı karakteri hiç aratmayan oyunculuğunun beni etkilediğini ayrıca vurgulamalıyım. Esas oğlanı canlandıran Sam Claflin de pek yakışıklı oynamış ehemm yani iyi bir performansergilemiş :P
     
       Karakterler biraz  karikatürize edilmiş ama o da kitaptaki gibi detayları açıklayacak bir anlatıcı olmadığından normal sanıyorum. Bir de tabi duyguların gelişme süreci de kitaptaki kadar etkileyici ve inandırıcı olmuyor. Ama bu duyguyu kitaptan esinlenilerek yapılmış tüm filmlerde yaşıyorum. O yüzden bunu da işin doğasından sayıp kabulleniyorum artık. Filmde de kitabı okurken olduğu gibi göz yaşlarıma mani olamadığımı söylemeliyim. Ki çıkışta gördüm ki yalnız değilmişim :P  Romantik film/kitaplardan hoşlananlara yanınızda mendil bulundurmak tavsiyesiyle kesinlikle öneririm. Okumayı seven biriyseniz kitabı daha çok öneririm ama film de görülesi!

      Bu arada hala katılmadıysanız çekilişim devam ediyor. Buradan ve buradan katılabilirsiniz. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere sevgiler!..





        

13 Temmuz 2016 Çarşamba

Haydi Planlayalim-9

    Planlama islerini, blogu dolayisiyla da haydi planlayalim yazilarini ihmal ettigim haftalarin ardindan bir ozlemle saldirdim plannera. Ama elimde tam kit kalmamis o yuzden daha once kullandigim haftalik kitlerden artanlarla bir seyler yapmaya calistim. Bayagi karmaşık oldu ama galiba hayatimin diger alanlarinda pek de hoslanmadigim bu rengarenklik plannerda içimi açıyor :)


     Kullandigim stickerlarin çoğu sticktoyourplans adlı blogdan. Ust sirayi yapilacaklari not almak icin orta kismi dekoratif stickerlar icin kullandim. Alt sirada ise blog islerim ve gunluk egzersizlerim yer aliyor. En sol kolon icin kullandigim bu hafta, onemli ve onumuzdeki hafta baslikli listeler cok kullanisli geldi. Iyi dusunulmus.

    Plannerlari dekore etmenin Turkiye'de de hizla yayildigin sevincle gozlemliyorum. Bu konuda site, sticker, planner vs tavsiyeniz varsa duymaktan memnun olurum. Benim plannerla alakali difer yazilarima ulasmak isterseniz blogun ust sirasindaki planner kategori basligina tiklamaniz yeterli.
   
     Devam etmekte olan cekilisim ilginizi cekerse  blogdan ya da ozgunsays adli instagram sayfamdan katilabilirsiniz. Bir sonraki yazida gorusmek uzere Sevgiler!!!

12 Temmuz 2016 Salı

DENEMEK ISTEDIKLERIM CEKILISI- KAPANDI

Uzun suredir aklimda olan cekilisi nihayet baslatiyorum :) zaten bir suredir blogumdan uzak kalmistim. Heyecanli bir giris olsun dedim. Denemek istedigim urunler icin alisveris yaparken aynilarindan bir de hediye seti hazirladim.
Umarim kazanani mutlu edecek hediyelerdir.



Pastelin bu yeni cikan jetset kiti bana cok sevimli ve kullanisli gozuktu. Icinde bronzer, allik, 2 far ve 2 krem ruj bulunduruyor. Pure beauty nin bb kremini bi kullanmayan bendim sanirim denemek istedim. Hem de iyi hediye olur diye dusundum zira herkes cok memnun. Note markasi son zamanlarda yildizi parlayanlardan full coverage concealeri hakkinda da iyi yorumlar duymustum. Bakalim cekilisin kazanani ve ben birlikte yorumlayacagiz :) Gorkem Karmanin beauty blender a muadil gosterdigi H&M in makyaj sungeri de nicedir aklimda olanlardan. Ve son olarak da Essence i love extreme waterproof maskara. Malum yaz mevsimi deniz, havuz derken suya dayanikli bir maskara islevli olur diye dusundum.
Hediyeler ilginizi cekti ve katilmak isterseniz blogumu takip etmeniz ve yorum birakmaniz yeterli olacaktir. Eger cekilisi blogunuzda duyurur ve biraktiginiz yoruma linkini eklerseniz +3 hak. Ben daha cok hak isterim derseniz ya da demeseniz de bu kiz instagramda napiyor diye merak ederseniz cekilisim instagram hesabimda da devam ediyor olacak. ozgunsays adli sayfami takip ederek oradan da katilabilirsiniz :)

12 Mayıs 2016 Perşembe

Bugün Ne Yedim?

      Yabanci youtuberlar arasinda cok popüler olan bugün ne yedim videolarini izlemek nedense cok keyifli geliyo bana. Bunun blog postu versiyonu belki biraz saçma olacak ama bir deneyelim bakalim :)
       Şu sıralar vejeteryan ve vegan yasam stilini inceleme modundayım. Vejeteryan oldum demiyorum ama eti ve yumurtayi yemek gelmiyor icimden. Kendimi bir sure deneyip gormek istiyorum. Bu yazinin ana konusu o degil ama demem odur ki yediklerim vejeteryen beslenmeye uygun.
         Sabah kahvaltida muzlu, tarcinli bademli yulaf ezmesi yedim. Yulaf ezmesinin tadi tek basina bir şeye benzemiyor ama istediginiz herhangi meyve ve ceviz, badem gibi besin degeri yuksek kuruyemislerle oldukca lezzetli bir hale geliyor. Yarım bardak yulafa 1 bardak süt koyup tavada yulaflar sütü çekip yumuşayana kadar pişirdim. Sonra da 1 muz, 5-6 tane çiğ badem biraz da tarçın ekleyince voila kahvalti hazir! Tabi ki peynirli, zeytinli türk kahvaltisinin yeri ayrı ama yulaf da uzun süre tok tutması , pratikliği açısından hoş bi alternatif. Bir de farkettim kibu kahvaltıyį yiyince gün içinde canım tatlı istemiyor


Öğle yemeğinde yeşil mercimek vardı. Kuru baklagiller bol miktarda protein icermeleri nedeniyle veganlar ve vejeteryanlar için ayrıca önem taşıyorlar. Ama herkes için hem besleyici hem lezzetli bir öğün diye düşünüyorum. Ben de gaz yapıyor ya diyenlere bir de kimyonla denemelerini öneriyorum. :P



   Aslında şu sıralar yaz meyvelerine sarmış durumdayım. Bol bol erik, çilek ve kiraz yiyorum. Ama o gün evde olmadığından dolapta bulduğum 1 elma ve 1 portakalı ara öğün yaptım.


Öğleyin yediğim mercimek ve koca meyve tabağından sonra çok aç olmadığımdan günü hafif bir şeyler yiyerek bitirmek istedim. Peynir, zeytin, marul, domates ve salatalıkla yaptığım, sos olarak yalnizca limon kullandığım koca bir tabak salata da günün son öğünüydü.


          Mümkün olduğunca sağlıklı beslenmeye çalıştığım bir günü böyle geçirdim. Darısı diğer günlerin başına diyelim. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere sevgiler!..

 

10 Mayıs 2016 Salı

Haydi Planlayalım-8

       Merhabalar herkese çok güzel bir hafta diliyorum. Ben de haftaya güzel bir enerjiyle başladım. Ajandamı da hevesle süsleyip planlamaya hazır hale getirdim. Bu hafta sticktoyourplan adlı bu blogdan sevgililer günü için hazırlanmış pembe sticker kitini kullandım. Sonuç benim çok hoşuma gitti siz ne dersiniz?












5 Mayıs 2016 Perşembe

Evde Saç Boyama Deneyiimm

      Bir süredir içime hafiften bir sarışın olma sevdası düşmüştü. Yakışır mı, severek kullanır mıyım emin değildim ama hayatımın bir döneminde kullanıp hevesimi alayım istedim. Kesin kararlı olduğum bir nokta açıcı istemediğimdi. Saçlarım kendini toparlasın diye kıyıp kestirmişken açıcıyla dalmaya gönlüm el vermedi. Boya da başlı başına yıpratıcı bir süreç ama ne biliyim açıcıya göre daha insaflıdır en azından diye düşünüyorum. Kuaförlerle de o kadar kez kötü deneyimim oldu ki kuaför fobim var resmen. O yüzden evde denemeye karar verdim. Yaklaşık 2.5 ay önce Loreal Excellence 8 numarayla boyamıştım


Tabi ki sarı tutmadı. Eskiden kalma balyajlarım daha açık olacak şekilde böyle  koyu karamel- koyu kumral arası bir şey oldu. Ama şuana kadar kullandığım boyalar arasında Loreal yıpratma özelliği en en az olandı. Kutunun içinden boya öncesi uygulanan bir koruyucu serum ve en az  3-4 kez kullanılabilecek miktarda çok başarılı bir saç kremi çıkıyor. O anlamda çok memnun kalmıştım. Ama işte rengini çok açamamıştı malesef.

En son dün saçlarım şu haldeydi.



Daha güneşli bir ortamda ise şöyle duruyordu ;


Bir sonraki adımda ne yapacağımı bilememekten diplerim almış yürümüş, feci bir hal almıştı. Dün en son gözümü karartıp Gratis'deki satış sorumlusunun sizin saçınızı anca bu açar tavsiyesini dinleyerek Wella Koleston'un 12.0 rengini aldım.




2 kutu boya alıp uyguladım içlerinde 1er tane ilk gün uygulanacak bakım kremi, 1er tane 15. gün uygulanacak renk aktifleştirici ve 1er tane de 30. gün için parlaklık veren bakım kremi çıktı. Fikir olarak iyi düşünülmüş bakalım işe yarayacak mı? Saçımın şuanki halini beğendim mi beğenmedim mi emin değilim henüz.
Not: Fotoğraflar 2 ton filan koyu çıkmış :/




Bu kadar turuncu olmasını istemiyorum ama bana küllü tonlar hiç yakışmaz gibi geliyor o yüzden küllü renkler almaya korkuyorum. 

Saç boyama konusunda tecrübeli ablalarım, kardeşlerim bir tavsiyeniz varsa duymaktan çok mutlu olurum. Bir de saçın rengini nötrleyici tonerlar oluyormuş nereden bulunur duyanınız bileniniz var mı?








3 Mayıs 2016 Salı

En Sevdiğim 5 Kitap

   Geçenlerde Didem Soydan'ın Youtube kanalında en sevdiği 10 kitaptan bahseden videoyu görünce bu fikir blog postu konusu olarak da hoşuma gitti. Okunabilir uzunlukta olması açısından 5 kitaptan bahsetmek daha uygun geldi. Elbette insan bütün okuduğu kitapları hatırlayamıyor bir anda ama aklıma gelenlerden en sevdiğim 5 tanesinden bahsetmek istedim. Belki daha sonra en sevdiğim 5 kitap vol:2 gelir :D


  1. Harry Potter Serisi
   Böyle bir yazıya çok edebi bir başlangıç olmadığının farkındayım. :) Ama Harry Potter serisinin yeri ben de çok farklı ve sanırım hep de öyle kalacak. J.K. Rowling 'in  kurduğu büyülü dünyayla ortaokuldayken tanışmıştım. Seriye ait 7 kitabın her birini defalarca okumuşumdur.  İçlerinde bir favori seçmek benim için çok zor ama konu bakımından bana en lezzetli gelen sanırım 3. kitap olan Azkaban Tutsağı. Bu dünyaya yabancı olanlar Harry Potter  serisinin çocuk kitabı olduğunu düşünebilir muhtemelen ama bence anlatım dili, kitaplar arasında kurulan beklenmedik bağlantılar, karakterlerin derinliğiyle bundan çok daha fazlası.


 
     2. Bin Muhteşem Güneş


    Khaled Hosseini, kitapları deli gibi satan Afgan kökenli bir yazar. En sevdiğim 5 kitabın 3ü aynı yazara ait olsa biraz saçma olacaktı o yüzden yalnızca Bin Muhteşem Güneş'i listeye koydum ama yazarın Uçurtma Avcısı, Ve Dağlar Yankılandı gibi benim çok çok severek okuduğum kitaplarından da bahsetmezsem olmaz. Yazar, romanlarını genelde Afganistan'da yaşanan savaş ve yoksulluk gerçeğinin üzerinden kurguluyor. Kitabın başından sonuna duygudan duyguya sizi sürüklüyor. kitaplarının en az birkaç yerinde trajik bir gerçeklik suratınıza tokat gibi çarpıyor. Dili oldukça sürükleyici. Bin Muhteşem Güneş belki kadın hikayesi olduğundan bende diğer 2 kitabın bir adım önüne geçti. Hala okumayan kaldı mı bilmiyorum ama varsa şiddetle tavsiye ediyorum.




3. Göçebe
Meşhuur Alacakaranlık serisinin yazarı Stephenie Meyer tarafından yazılmış olan Göçebe adlı kitabı ben okumaya doyamamıştım. Çevremde çok bahsedeni duymadım. Filmi de yapılmıştı ve bence çok iyi olmamıştı acaba o yüzden mi kitapla ilgili bi önyargı yarattı bilmiyorum. Ama bence cidden çok orijinal bir konu olmuş. Anlatım olarak ''fakat ne yazmış kadın ya!!'' dedirtmese de kurgusu beni etkilemişti. Sürükleyici kitap arayanlara tavsiye ederim ancak 50 sayfa filan pek sarmamıştı sabrederseniz kitap sizi ele geçirecektir :) 




4. Adı : Aylin
Ayşe Kulin'in çok eleştiri aldığını farkediyorum. Dilini ''magazinel' ya da çok basit bulanlar var. Valla bence herkesin Yaşar Kemal kadar güçlü bir kalemi olmasına gerek yok. Her kitabına bayıldım diyemesem de son kitabı hariç tüm kitaplarını okuduğum Ayşe Kulin'in bence en iyi kitaplarından biri Adı: Aylin. Aylin Devrimel'in hayatını anlatan kitap, karakterin sıradışılığı, hayatının dolu dolu oluşu, anlatım dilinin akıcılığıyla keyifle okunuyor. Ben de yarattığı en belirgin duygu ''Her anın keyfini çıkarmalı arkadaş. Hayat inişiyle çıkışıyla yaşanası!'' oldu. 



5. Alamut
Bir dönem çok enteresan bir tarihi kişilik olan Hasan Sabbah'ın hayat hikayesine sarmıştım. Hakkında birçok farklı kitap okudum. Ama en beğendiğim Hasan Sabbah'ın hikayesinden öte Alamut kalesi ve orada yaptıklarına odaklanan Vladimir Bartol'a ait Fedailerin Kalesi Alamut olmuştu. Tarihsel karakterlere dayalı romanları sevenlerin zevkle okuyacağı bir kitap olduğunu düşünüyorum.






25 Nisan 2016 Pazartesi

Favoriler

      Başlıktan da anlaşılacağı üzere bu yazıda son zamanlarda  severek kullandığım çok memnun olduğum bazı ürünlerden bahsedeceğim.




                       İlk olarak geçen hafta hakkında çok coşkulu bir beğeni yazısı yazdığım Garnier saf ve temiz 3ü1 aradayı aradan çıkarayım. Detaylı yazısını okumak isterseniz tık tık




Gratislerde yok satmasından anladığım kadarıyla Eklips markasına ait yelpaze fırça çok kişiyi etkilemiş. Ben de geç de olsa bu kervana katıldım. Aydınlatıcı uygulamayı benim için çok daha kolay ve keyifli hale getirdi. Aydınlatıcının daha doğal ve homojen görünmesini sağladığı kanaatindeyim.





Revlon'un Matte Balmlarından Sulty'i anlat anlat bitiremediğim için artık sıkıcılaşacağından korkuyorum ama son kez söylüyorum özellikle rengine taptım. Biraz daha sonbahar kış aylarına uygun gibi gelse de kullanmaktan kendimi alamıyorum. Detaylı görüşlerimi okumak isterseniz linkini işte buraya koyuyorum.







Bu aralar çok severek kullandığım bir diğer dudak ürünü artık elimde can çekişiyor bitti bitecek. Ama neyse ki nyx markası ülkemize geliyor (gelmiş de olabilir) . Nyx'in butter gloss serisinden cherry pie günlük kullanıma çok uygun bir tatlılıkta kırmızı bir dudak parlatıcısı. Yapış yapış olmayışı, kremsi yapısı bir gloss'a göre başarılı bulduğum kalıcılığıyla gönlümü çalalı çok oldu. Aynı serinin açık renklerinde homojen görünüM elde etmenin daha kolay olduğunu duymuştum zira bu üründe azıcık uğraşmak gerekebiliyor bazen. O yüzden bir dahaki sefere açık renklerini denemek istiyorum ama bu tonu da favorilerim de yerini almayı başardı.







     Aslında uzun yıllardır gözümün altına üstüne aynı anda siyah kalem kullanmıyordum. Ama son zamanlarda ara sıra canım böyle koyu biraz ergenimsi makyaj yapmak istiyor :) Bu durumda da elim Essence'in waterproof jel göz kalemine gidiyor. Onun da yazısını yazmıştım. Okumak isterseniz tık tık







Aslında çook uzun süredir kullandığım artık kaçıncısını aldığımı bilmediğim Real Techniques'e ait Miracle Complexion süngerden niye hiç blogda bahsetmemişim bilmiyorum. Hergün fondötenimi bu süngerle uyguluyorum. Son yıllarda çok popüler olan hemen hemen her markanın piyasa sürdüğü makyaj süngerleri malum. Benim kullandıklarım içinde en iyisi bu ama belirtmeliyim ki bu furyayı esas başlatan Beauty Blender'ı deneme şansım olmadı. İkisini de kullandıysanız sizce arada bir fark var mı? Beauty Blender denildiği gibi yeri dolmaz bir ürün mü? Ne diyorsunuz?




Uzun süredir elimde olmasına rağmen çok kullanmadığım Catrice markasına ait allık bahar aylarının gelmesiyle şu sıralar en sık kullandığım allık oldu. Defining Blush serisnden 30 numaralı love and peach adlı bu allık şeftalinin çok tatlı bir tonu. Sağlıklı, neşeli bir ifade verdiğini düşünüyorum. Çok severek kullanıyorum



        Loreal'in infallible fondöteni de elimdeydi aslında ama bir ara kaybetmiştim. Bu aralar bayılarak kullanıyorum. Kalıcılığı süper. Kat kat uygulansa bile ''cakey gözükmüyor'' başarılı kapatıcılığına nazaran oldukça doğal bir duruşu var. Sanırım bitince tekrar alırım.



not: fotoğrafını çekmeyi unutmuşum tembellik yapıp google görsellerden alıntı yaptım :)








24 Nisan 2016 Pazar

haydi planlayalım-7

     Geçtiğimiz hafta çok enteresan geçti. O yüzden dekorasyonu önceden hazırladığım halde paln yapamadım. Ajandamın boynu bükük kaldı. Ama çok beğenmiştim o yüzden fotoğrafını paylaşmazsam içimde kalır









         Bu hafta stick to your plan blogundan indirdiğim haftalık sticker setini kullandım. Renkleri çok canlı, neşeli olduğu için bahar aylarına çok yakıştığını düşündüm. Üst sırayı yapılacaklar listesine ayırdım. Orta sırdaki kutular da hem dekoratif hem günün ana temasını anlatan stickerlar kullanmak istersem hoş bir taban sağlıyor. Onun altındaki küçük kutucuklar da blog ve instagram paylaşımlarımı takip etmek için. Bu arada instagramda beni takip etmek isterseniz hiç çekinmeyin :) İnstagram sayfamın adı ozgunsays . En altta boş bir alan bıraktım onu da yaptığım egzersizleri ya da ekstara başka birşey çıkarsa onu not almak için kullanırım diye düşünüyorum.
   







        İçtiğim su miktarını takip etmek için sol kenara yapıştırdığım sürahi stickerı çok hoşuma gitti bir de 5 değil 7 günlük olsaymış iyimiş ama olsun.
 


       Önümüzdeki hafta planlarımı takip edebilmek için böyle bir düzen hazırladım. Umarım beğenmişsinizdir. Nedir bu ajanda süsleme hikayesi, daha önceki haftalarda nasıl süsledim merak ediyorsanız, yukarıdaki kategorilerden planner başlığına göz atmak isteyebilirsiniz.

13 Nisan 2016 Çarşamba

Garnier Saf ve Temiz 3ü1 Arada

        Bu yazıda bahsedeceğim Garnier'in 3ü1 arada adlı yüz temizleyicisi beni olumlu anlamda çok şaşırtan bir ürün oldu. Aslında daha önce şöyle bir denemişliğim vardı bir arkadaşım da kendisine çok çok iyi geldiğinden söz etmişti ama benim aşırı sivilce sorunlu dönemim, Roaccutane tedavisi dönemim, sonrası kuruluk süreci derken bu tarz ürünlerden fayda sağlayacak durumda değildim. Artık cildimin normalleşip tekrar karmaya döndüğü şu aralarda tekrar deneyince bayıldım!

       İçeriğinde salisilik asit ve mineral kompleksi barındıran ürün, 7 güne kadar temiz bir cilt vaat ediyor. 3ü1 arada ünvanı ise temizleyici, peeling ya da maske olarak kullanılabilirliğinden geliyor.




      Oldukça yoğun krem yapıdaki,  minik partiküller içeren bu ürünü ben her sabah peeling etkili temizleyici olarak kullanıyorum. İçerdiği partiküller iri iri olmadığından cildimde tahriş ya da çizme gibi herhangi bir soruna sebep olmuyor. Cildimdeki pürüzleri yok ederek makyaj öncesi iyi bir hazırlık sağladığını düşünüyorum. Az sonra yazacağım cümle çok iddialı olduğundan epey oturup düşündüm eminim değil mi diye. Evet eminim. Yazıyorum. Şuana kadar kullandığım bütün temizleyiciler arasında siyah noktalar üzerinde en belirgin etkisi olan ürün Garnier 3ü1 arada. Düzenli kullanımda sorunu büyük ölçüde ortadan kaldırdığını söyleyebilirim.
   
        Kullanım sonrası tertemiz, ferah bir his bırakıyor.  Fresh kokusunun verdiği histe katkısı büyük. Çok zor durulanıyor oluşu biraz sinir bozucu olsada, gül diken denkleminden yırtıyor. Yağlı ciltlilere daha uygun olan bu ürün benim karma cildimde biraz kuruluk ve gerilmeye sebep olabiliyor. Nemlendiricinin halledemeyeceği ciddiyette bir kuruluk olmadığı için rahatsız edici değil ama yine de cildimi hırpalamamak adına  sadece sabahları bu ürünü kullanıyorum. Akşamları ise yine Garnier'den çok beğendiğim saf ve temiz neem adlı daha nem veren peelingsiz bir temizleyici kullanıyorum.
 
       Kuru ciltlilerin uzak durması gerektiğini düşündüğüm yağlı ve karma ciltlilerin ise pek çok derdine deva olabilecek bir ürün. 150 ml olmasına karşın acayip bereketli o yüzden uzun süre ben idare edecek gibi duruyor. Fiyatının çok çok üzerinde performansıyla yüz güldürücü!
Siz Garnier saf ve temiz 3ü1 arada kullandınız mı? Deneyiminiz nasıldı?