28 Nisan 2014 Pazartesi

Clinique Anti-Blemish Solutions Fondöten

   
       Yaklaşık 1 ay önce Clinique'in anti-blemish solutions serisinin 3 aşamalı cilt bakım setini ve fondötenini almıştım. (Alışveriş yazısı için tık) Cilt bakım ürünlerini de fondöteni de düzenli kullanıyorum. Sivilcelerimle ilgili olumlu bir gelişme olsa da henüz çok belirgin değil o yüzden cilt bakım ürünlerinin yazısı için daha erken olduğunu düşünüyorum. Ama yüzümdeki sorunlu bölgelerin düzenli fotoğrafını çekiyorum. Yazıyı yazdığımda adım adım gelişmeleri görebileceğiz.
     




      Fondöteni de 1 aydır kullanıyorum. Artık yorumlarımı paylaşabilirim diye düşündüm.

      Elimdeki rengi en açık ton olan 01 fresh alabaster. Çok açık tenli olanlara malesef koyu gelebilir. Almaya niyetiniz varsa muhakkak yüzünüzde deneyin derim.

      30 ml bir ürün, gözüme bayağı küçük gözükmüştü ama elimdeki diğer fondötenlere baktım hepsi 30 ml miş :) Plastik, hafif bir ambalajı var. Gayet pratik ve seyehat dostu.



   Kapatıcılığı orta seviyede. Sivilce problemi olan ciltler için üretildiği düşünülürse biraz daha kapatıcı olsa daha iyi olurmuş sanki. Eğer o gün daha iyi bir cilt makyajım olsun istiyorsam, kapatıcı kullanıyorum. Ama açıkcası son zamanlarda pek de umursamıyorum sivilcelerimin biraz gözükmesini mümkün olduğunca az ürün kullanmaya çalışıyorum.

   


  Bu fondötenle ilgili benim için en büyük sıkıntı şu ; heralde her sivilceli cilt çok yağlı olur diye düşünmüşler, o yüzden hiç acıması yok yüzümde kuru bir bölge varsa çok kötü, pütür pütür bir görüntü yaratıyor. Düzenli peeling ve çok iyi nemlendirmek gerekiyor makyaj öncesi ki kullanmakta olduğum aynı serinin nemlendiricisi bu konuda yeterli olmuyor. O yüzden makyaj öncesi Vichy aqualia thermal nemlendirici kullanıyorum. Yazısı için tık tık Cildi çok kuru olanların uzak durması gereken bir fondöten. Ben de kışın kullanmaya kalksaymışım sonuç hüsran olurmuş. Ama İzmir'in çok sıcak ve nemli yazında çok işime yarayacağı da aşikar.

     Ben hem fırçayla, hem elimle, hem de süngerle uygulamayı denedim. Fırçayla malesef istediğim sonuca ulaşamadım. Elimle ve süngerle denediğimde sonuç daha iyiydi. Süngerle en doğal sonucu almama rağmen hem çok ürün gittiğinden hem de kapatıcılığı biraz daha azaldığından daha çok parmaklarımla uygulamayı tercih ediyorum. Uygulamadaki bence en önemli nokta ürün çok çabuk sabitleniyor. Bu yüzden hızlı hareket etmek gerekiyor. Tüm yüze nokta nokta yapıp dağıtmaya çalışmak yerine bölgesel olarak uygulandığında sonuç daha güzel oluyor.

    His olarak da çok hafif, hiç rahatsızlık vermeyen bir fondöten. Yağlı ciltler için olmasına rağmen ölü gibi mat görüntü yaratmıyor. Sağlıklı ve doğal bir bitişi var.

     Sivilceyle ilgili katkısında yüzde yüz emin olamam tabi ama normalde yüzümde çıkmakta olan bir sivilce varsa bütün gün fondötenle dolaştığımda akşama o sivilce kat be kat büyümüş olur. Ama bu fondöteni ve cilt bakımı serisini kullandığımdan beri yeni sivilce pek çıkmıyor sanki. Var olanlarda kuruyor gibi ama yazının başında da dediğim gibi sivilce durumumda gerçekten büyük değişim olduğu zaman daha net konuşabilirim bu konuda.

    Yağlı cildi olup, sivilce sorunu yaşayanları çok çok mutlu edeceğini düşündüğüm bu ürün beni de şimdilik biraz uğraştırmakla beraber memnun ediyor!..




   

26 Nisan 2014 Cumartesi

uzuuun bir aranın ardından...

   

      Son zamanlarda, günler hızla akıp gidiyor ben de dilim dışarda peşlerinden koşuyorum gibi hissediyorum. Yakın zamanda bir cerrahi sınavı atlattım, onun üstüne hemen kısa bir Türkiye seyehati, Sofya'a geri dönüş ve Almanca kursu, dans kursu derken pek sevgili blogcağızımı ihmal ettim :( Yeniden ritmimi bulmalıyım!

            Sofya'da malesef kapalı ve yağmurlu bir hava var. O yüzden "hurrey bahar geldi ayy ne kadan da enerjikim" modum beklemede kalakaldı, İzmir'deyken aldığım çiçekli elbisem ve eteğimle birlikte güneş yolu gözlüyor. Neyse bu kapalı havayı fırsat bilip gönül yaylarımı gevşetmeten önce daha dingin ve olgun bir ruh haline bürünmüş vaziyetteyim. Şöyle bir kafamı toparlayıp blogla ve hayatla ilgili neler yaptım, neler yapmalıyım analizi sürecine girdim :)

          Burçlarla ilgileneniniz var mı bilmiyorum ama astrolog ablaların burcumla ilgili öngördüğü gibi 2013'ten beri büyük bir değişim sürecinden geçiyorum. Hayatımla ilgili herşey değişiyor diyebilirim. Bu değişimler sonuca baktığımda hep olumlu yönde olsa da yaşandığı esnada biraz zorlayıcı olabiliyor. Güvenli bulduğum, çok mutlu olmasam da rahatıma gelen, alıştığım bir durumdan vazgeçmek, onu hayatından tamamen uzaklaştırmak biraz cesaret istiyor. Ya da tam tersi aslında hayatımda olmasını içten içe istediğim bir şeyi hedef koymak ve gerekeni yapmak da başarısız olma korkumu aşmayı zorunlu kılıyor. Örneğin youtube'da ilk makyaj videoları izlemeye başladığımda, ya aslında ben de böyle bakımlı olsam devamlı makyajımı yapsam diye düşünürken içimdeki muhalif ses, "hadi be! sen üşengeçsin hergün hayatta makyaj yapamazsın diyordu" Bunun nasıl sonuçlandığını kozmetik blogu açmamdan farkedersiniz heralde. Dansa başlamayı da çok istediğim halde şuana kadar gittiğim kurslarda pek istikrarlı olmayışım beni korkutuyordu ama 6 ay oldu zorunlu durumlar hariç hiç sektirmeden gidiyorum dans derslerine.
 
          Bu yazıyı ne yazacağımdan emin olmadan yazmaya başladım. Saçma sapan bir uzunlukta olacak ama kendi blogumda özgürüm saçmalama dozunun kararı tamamen bana ait yıh yıh! Bir de bu yazıyı şuanda okuyan, hayatında değiştirmek istedikleriyle ilgili bir türlü adım atamayan fıstık! Sana sesleniyorum. Harekete geç! İlişkinde mutlu değil misin sündürme, işinde, eğitiminde daha iyi olmak mı istiyorsun küçük hedeflerle başla. Dil öğren, enstruman çal kısacası yaşamayı kendine iş edin. Evet kötü insanlar var, evet haksızlığa uğruyoruz zaman zaman ya da hayal kırıklıklarımız oluyor. Ya da kimse bize birşey yapmasa bile kendi irademizin ihanetine uğruyoruz bazen ,çok başarmak isteyip yeterli çabayı gösteremiyoruz. Ama hayat bunlara rağmen değil bunlarla güzel. Engelleri aşabilmenin hazzıyla yola devam etmek daha keyifli. Hergün yeni bir macera! :)

       

     

         
       
       
         
         

1 Nisan 2014 Salı

Clinique High Impact Mascara

      Geçenlerde yaptığım Clinique alışverişimin ( yazısı için tık ) yanında hediye olarak. High Impact adlı rimelin mini boyunu vermişlerdi. Bu kadar beğeneceğimi hiç düşünmüyordum açıkcası ama çok çok beğendim bu rimeli.

       Aslında ben rimellerde tercihimi uzunluktan çok hacim veren dramatik simsiyah bir görüntü yaratan rimellerden yana kullanıyorum. Bu rimel bu beklentilerime çok uymasa da normalde çok da uzun olmayan kirpiklerimi upuzun göstermesiyle kalbimi çalmayı başardı. Belki daha uzunluk verme konusunda iddialı rimellerden daha çok denemeliyim




      Kirpikleri ayırma konusunda çok başarılı. Herhangi bir topaklanma ya da yapışma olmuyor. Saatlerce gözümde kalıyor akma ya da dökülme problemi yok.
                       
      İnce uzun sık kıllardan oluşan bir fırçası var. Bu fırça uygulamayı oldukça kolay kılıyor ve kat kat geçseniz bile topak topak bir görüntü yaratmıyor


      Hacim verme konusunda biraz daha başarılı olabilseymiş biter bitmez koştura koştura büyük boyunu alacağım bir ürün olurmuş. Uygun fiyatlı markaların da çok güzel rimelleri olduğu için bunun tam boyunu almayacağım sanırım ama elimdeki ufaklık bitene kadar zevkle kullanacağım.


 

29 Mart 2014 Cumartesi

Clinique Alışverişim

      Sivilce problemim  zaman zaman hafiflese de arada tekrar coşarak geri dönüyor! Şu sıralar da cildim çok kötü durumda. Cilt bakım rutinime de çok dikkat etmeme rağmen kalıcı bir gelişme elde edemedim ne yazık ki! Clinique'in 3 aşamalı cilt bakım rutini seti hakkında çok iddialı olumlu yorumlar duyunca ben de denemeye karar verdim. Belki istikrar iyi gelir cildime diye düşünüyorum.
         


      Deneme amaçlı bir alışveriş olduğu için büyük boylarını almadım. Küçük boy ürünleri içeren anti-blemish solutions adlı setin fiyatı uygun geldi. Görevli bayanın dediğine göre 2 ay gidermiş bu ürünler ama ben pek emin değilim açıkcası. 50 ml temizleme köpüğü, 100 ml tonik, 30 ml nemlendirici içiyor.


Bu kadar sivilcelenmemde hergün fondöten kullanmamın da etkisi olabilir diye düşünüyorum. Ama hele cildim bu haldeyken cilt makyajı yapmayı bırakmam söz konusu bile değil :/ O yüzden bari sivilceli ciltler için özel üretilmiş bir fondöten kullanayım diye düşünerek Clinique'in yine anti-blemish solutions serisine ait fondöteni denemeye karar kıldım.


   Bir de promosyon varmış bana bu sevimli pembe kutunun içinde mini boy bir all about eyes göz kremi ve high impact mascara hediye ettiler. Pek mutlu oldum! :D


      Bugün sivilcelerimin fotoğrafını çektim. Hafta hafta da bu fotoğraf çekme işlemine devam etmeyi planlıyorum. Gelişmeleri sıkı takip edip kesin bir fikrim oluşunca tekrar bir yorum yazısı yazacağım bu ürünler hakkında! Sizlerin Clinique ile olumlu olumsuz tecrübeleriniz neler? Ya da sivilce probleminizi çözmenize yardımcı olan başka ürünler varsa hangi ürünlerdi?

25 Mart 2014 Salı

Essence Far Bazı

     Far bazı konseptini ilk, Urban Decay Naked paletimi aldığımda içinden çıkan primer potion ı denediğimde öğrenmiştim. Önemli bir fark yarttığını düşünüyorum. Ancak Urban Decay ya da Benefit'inki gibi meşhur far bazları, benim bir far bazına ayırabileceğim bütçenin çok üstünde malesef. O yüzden en ucuz alternatif olan E.L.F 'i kullandım. (yazısı için tık tık) Gayet memnun da kaldım. O da bitince ve The Balm'ın Put a lid on it'i de denemeye çok istememe rağmen hiç bir yerde bulamadım. Kolay ulaşılabilir bir seçenek olan Essence'i denemeye karar verdim.


     Çok koyu bir sarı renk olması ilk anda insanı korkutuyor ama göz kapaklarının kırmızılığını dengeleme konusunda gayet başarılı. Ama bunun dışında da pek bi yararını göremedim malesef. Ne farın renginin daha canlı görünmesi konusunda bir katkısı var ne de farın çizgilere dönmesine engel oluyor.          Youtube'da kimin olduğunu hatırlamadığım bir makyaj videosunda görmüştüm. Farını uygulamadan önce göz kapaklarına kapatıcıdan sürüp onu pudrayla sabitliyordu baz yerine. Ben de ondan esinlenerek bu pek işime yaramayan far bazını işe yarar hale getiriyorum. Bunu uyguladıktan sonra pudrayla sabitleyip farı öyle sürdüğümde çizgilere dolma vs olmuyor. Farın kalıcılığı artıyor.


      Bittikten sonra bir daha almayı düşünmüyorum. Pahalı bir ürün olmadığın vah vah niye aldım diye yazıklanmıyorum. Ama piyasada uygun fiyatlı olup da işe yarayan bir baz vardır eminim. Arayışım sürecek! Bu konuda tavsiyelerinizi esirgemeyin benden :) SEVGİLER!!!
   

24 Mart 2014 Pazartesi

Bourjois Twist Up The Volume Mascara

          Bugün bahsedeceğim bu rimeli kullanmaya başladığım ilk zamanlarda hakkında zehir zemberek bir yazı yazmıştım. Türkiye'de olduğumdan tabletten paylaşmaya çalışmıştım, sonra baktım görsellerde filan sorun var kaldırdım. İyi de olmuş çünkü zaman geçip rimel kurudukça hakkındaki fikirlerim epey değişti.




           Fikir olarak çok güzel düşünülmüş. Kapağın özel tasarımı sayesinde 2 farklı fırçamız oluyor. Kapağın ucundaki özel aparat dönüyor. O ilk pozisyondayken fırça ince uzun bir şekil alıyor. Burda amaç kirpiklere uzunluk vermek. Aparatı çevirdiğimizdeyse fırça kısalıyor, daha sık dişli, sarmal bir hal alıyor. Bu aşamada da hedef hacimli kirpikler!

          Tasarımı iyi düşünülmüş eyvallah da kullanmaya başladığım an rimelin yapısından nefret ettim! O kadar ıslak bir yapısı vardı ki bütün kirpiklerim birbirine yapışıyordu. Hacim vermesi gereken taraf ise daha çok topak topak bir görüntüye sebep oluyordu. Resmen lanet etmiştim!




         Sonraaa araya bir zaman girdi ve yapısı biraz kurudu. Tekrar kullanmayı denediğimde baktım görüntü hoşuma gidiyor. Sonra hangi rimeli kullanıyorsun gibi iltifatlar da gelince bana favorim olan Maybelline The Falsies'i bile kenara kaldırttı.







         Hiç bir şekilde akmaması, dökülme yapmaması sayesinde sabah sürüyorum kafam rahat bütün günü geçirebiliyorum. Verdiği uzunluk da hacim de beni mutlu ediyor. Bunun yanında kirpikleri kıvırmak konusunda da gayet başarılı.




          Madem bu kadar güzel, bir daha alır mısın o zaman derseniz. Muhtemelen almam derim. Çünkü piyasada gayet güzel rimeller var, bunun kurumasını beklemeye filan gerek yok diye düşünüyorum. Ama aklımda şöyle bir fikir var. Bittikten sonra atmıyım diyorum. Formülünü çok beğendiğim başka bir   Bourjois rimelle bu enteresan fırçayı kullanabilirim gibi geliyor :)

          Bu arada Alice'in Makyaj Diyarına konuk oldum bugün. Makyaj düzenimi paylaştım. Okumak isterseniz buyrunuz!

7 Mart 2014 Cuma

Lush- Mask of Magnaminty

          Siyah nokta sorunum dillere destan olduğundan, devamlı etkili peeling yapan maskeler arar durumdayım. Lush'ın Mask of Maganaminty adlı bu maskesinin methini de uzun zamandır duyuyordum.

          Eski filmlerde gördüğümüz tarzda yemyeşil bir maske temiz, kuru cilde bol miktarda uygulanıyor 5-10 dk bekletiliyor (iyice kuruyana kadar) sonra durulanıyor. Ki ben bu aşamada direk suyla durulamıyorum. Yalnızca yüzüm için kullandığım bir havluyu ılık suyla ıslatıp, yüzümü dairesel hareketlerle silerek çıkarıyorum maskeyi. Ancak tabi bunu yaparken kazır gibi, çok bastırmamak önemli. Daha sonra kalıntı olmasın diye iyice duruluyorum cildimi ve tonikle siliyorum. VEE tabi ki ardından güzelce nemlendiriyorum.
        Nane içeren bu maskenin kokusu da hafif mentollü gibi. Oldukça yoğun bir kıvamı var. İçinde iri partiküller barındırıyor.Eğer cildiniz çok kuru ve hassassa, tahriş edebileceğini düşünüyorum.


        Günlük kullandığım temizleyicim de peeling etkili olmasına rağmen cildimin üzerindeki ölü tabakadan tamamen kurtulamadığını hissediyordum. Burnuma dokunduğumda pütür pütür bir his olması kadar sinir bozucu bir durum yok. Hele ki cilt bakımına mümkün mertebe dikkat ediyor ve elinizden geleni yaptığınızı düşünüyorsanız.
         Ama bu maskeyi düzenli olarak haftada 2 kere kullanmaya başladığımdan ve bir süredir yeni bir tane almayı ihmal ettiğim için kullanamadığım yüz fırçamı (yazısı için tık tık) tekrar cilt bakımı rutinime eklediğimden beri cildim çok daha iyi bir durumda. Maskeyi kullandığım günler cildim yumuşacık oluyor ve siyah noktalardan kısa süreliğine de olsa, büyük ölçüde arınmış oluyor. Malesef tekrar oluşuyorlar ama eskisi gibi kocaman ve pütür pütür değil.


        Lush firmasının hayvanlar üzerinde test yapmayan, doğaya saygılı bir marka olması da bu maskeyi bir kat daha alınası kılıyor. Bu maskeyi tekrar tekrar alacağım gibi başka Lush ürünleri de denemek istiyorum. Bu konuda da tavsiyelerinize ihtiyacım var.
       Ben bu ürüne Bulgaristan'da 10 lv civarı bir miktar ödedim.Benim aldığım küçük boy seçeneği 125g. Türkiye'de fiyatı ne kadar bilmiorum. Bir de  5 tane boş Lush ambalajını geri götürdüğümüzde bir adet maske hediye ediyorlarmış. Bilmiyordum pek sevindim :)