30 Eylül 2013 Pazartesi
Nivea Duşta Vücut Kremi
Blog dünyasını şöyle bir çalkalamıştı Nivea duşta vücut kremi ilk çıktığında... Pek çok blogger tanıtım yazısını yazdı ben de o sayede duyup deneme kararı almıştım. Banyodan sonra vücudumu nemlendirmeyi genelde unuttuğumdan duş esnasında kullanılabilecek bir krem fikri beni ilk duyduğum anda cezbetti. Sadece acaba yağlı bir his bırakır da temizlenmemiş gibi hisseder miyim diye tereddüt ettim bir süre. Neyse ki böyle bir sorun yok.
Ben kuru ciltler için olanını aldım badem yağı içeriyormuş ( ona da aldıktan sonra dikkat ettim tüylenme yapmasa bari) bir de normal ciltler için vardı yanlış hatırlamıyorsam. Fiyatı 12.50 Tl. Pek ucuz sayılmaz ama 250 ml kıvamlı bir ürün uzun süre bitmeyeceğini düşünüyorum. Kullanımı gayet kolay. Yıkandıktan sonra ürünü uygulayıp daha sonra duruluyorsunuz saç kreminin vücut versiyonu gibi yani...
Duştan çıktıktan sonra gerçekten cildimin nemlenip, yumuşadığını hissediyorum. Diz ve dirsek gibi ekstra bakım isteyen bölgeler için tabi ki yeterli gelmiyor ama benimki kadar kuruysa cildiniz o bölgeleri anca body butter paklıyor zaten:)
Benim sevdiğim bir ürün oldu ve kesinlikle almaya devam edeceğimi söyleyebilirim...
not: fotoğraf google görsellerden alıntıdır
12 Eylül 2013 Perşembe
şallarımı nasıl düzenledim..
Biliyorum ki şallarını nasıl ve nereye koyacağını bilemeyen bir tek ben değilim. O yüzden kendimce bir çözüm bulmuşken de kendime saklamayayım dedim. Daha önce şallarımı katlayıp üstüste koyuyordum ama birşey almaya çalışırken hepsini bozuyordum ve özellikle yün olanlar çok yer kaplıyordu. Sonra ikea'daki şal askısını gördüm ve hemen atladım tabi ama bir süre onu da nasıl düzenleyeceğimi bilemedim çok karmakarışık ve kullanışsızdı. Sonra yabancı bir bloggerda bu düzenleme şeklini gördüm. Mucizevi bir şey filan değil ya da süper düzenli de gözükmüyor ama hafif salaş olması, ve tüm şallarımı aynı anda görüyor olmak ve diğerlerini bozmadan kolayca alıp kullanabiliyor olmak beni cezbetti. İşte benim şal organizasyonum!
Arkadan birazcık daha düzensiz gözüküyor ama gardrobun köşesine koyduğum için o kısmı gözükmüyor ;)
Ben askının boş halinin fotoğrafını çekmeyi unutmuştum o yüzden aşağıdaki görsel alıntırdır.
Fiyatını hatırlamıyorum ama çok uygundu.
Benim de BALMJOVİ'm var!:)
Geçtiğimiz sene blog dünyasının içine girişimden itibaren en çok ağzımı sulandıran paletlerden biriydi BALMJOVİ. Ama the Balm Bulgaristan'da satılmadığından, boynu bükük Türkiye'e dönmeyi bekliyordum. Döner dönmez de aldığım ilk şey bu oldu. Gerçekten heveslendiğim kadar varmış. BA-YIL-DIM!
Farlar, adagio adlı krem rengi far hariç, ışıltılı. Ama çok zarif duran hafif bir ışıltıları var gözünüzü korkutmasın. Kremsi bir yapıları var ve tozutma yapmıyorlar. Pigmentasyonları muhteşem. Kalıcılık konusunda ben hiç bir sorun yaşamadım ama bu her defasında far bazı kullanmış olmamla da ilgili olabilir.
Highlighterı, highlighter kullanma alışkanlığı olmayan beni bile çok etkiledi. Kullandığım hemen her seferinde makyajdan anlamayan insanlardan iltifat aldım. Bugün sen cildine birşey mi yaptın çok hoş bir ışıltı var sende diye:) (Yoo bişi yapmadım doğal halim bu şekerim hihihi:)) Neyse... Bu highlighter galiba The Balm'ın meşhur Mary-Lou Manizer'ın aynısıymış..
Allık çok hoş bir pembe-şeftali tonlarında. Belli belirsiz minicik ışıltıları var. Pigmentasyonu şahane, kalıcılığı çok iyi. Bu da Fratboy'un aynısıymış meğer bu gerçeği gidip fratboy almadan önce duysaydım iyiydi.. Neyse...
Rujların biri daha doğal renklerde diğeri ise çok hoş bir kırmızı. Mecburen dudah fırçasıyla sürüldüğü için kırmızı da bile daha doğalımsı bir görüntü elde ediliyor. Hani böyle vuhuuuu bir kırmızı değil. Bu rujları kullanmayı çok seviyorum ama kalıcılıkları pek iyi değil açıkcası o yüzden evde makyajımı yaparken bunları kullanıyorsam dışarı çıktığımda yanımda başka bir ruj oluyor. 1-2 saat sonra başka bir ruj sürüyorum. (aklıma gelirse tabi)
Açıkcası bu paletle ilgili sayısız yazı olduğu için swatch yapmıyorum. Ama bu paletle makyaj yapıp yapıp paylaşmak istiyorum arada sırada:) Bir sonraki yazıda görüşmek üzere sevgiler...
Diğer palet yazılarımı okumak ister misiniz?
elf far paleti
urban decay naked
Etiketler:
allık,
balm jovi,
cilt bakımı,
far,
fratboy,
makyaj paleti,
mary-lou manizer,
palet,
ruj,
the balm
11 Eylül 2013 Çarşamba
Flormar ıslak&kuru kompakt pudra
Merhabalar uzun bir aradan sonra yeni bir yazıyla karşınızdayım!.. Sofya'a döndüm ve tatil modundan çıktım:) Dolayısıyla artık düzenli yazı yazmaya başlayabiliriiiim... Bu yaz denediğim ve denemekte olduğum pek çok ürün var hepsinin yazıları yolda. Arada da kitap, dizi, spor gibi kozmetik dışı konularda da birşeyler karalıyayım diyorum ne dersiniz?
Sonbaharın ilk yazısında yazın benim için kurtarıcı olan Flormar pudradan bahsetmek istiyorum. Geçtiğimiz kış cildim çok fena kuruduğundan, hangi pudrayı kullanırsam kullanayım pütürlü bir görüntü oluşuyordu ben de gaza gelip "peeh ben pudra kullanmam artık yeaa" deyip elimdeki pudralardan kurtuldum! İyi halt ettim. Yazın da pırıl pırıl parlayan yağlı cildime fellik fellik pudra aradım. Öncelikle burdan nefret yazısı yazdığım Rimmel Stay Matte pudradan özür diliyorum, meğer kışınki kötü görüntü benim cildimin problemli olmasındanmış.(o yazı için tık tık ) Ahı mı tuttu ne yaptıysa yazın bir türlü transparan ya da benim ten rengime uygun olanından bulamadım:( Flormar ürünleriyle de pek bir tecrübem olmamasına rağmen satıcı arkadaşın ikna kabiliyeti sayesinde bu pudrayı denemeye karar verdim.
(pisliğini mazur görün:))
Bir kere Flormar kendini cidden çok geliştirmiş ürünün paketi çok şık ve kullanışlı. 2 taraftan kapak açılıyor. Bir kapakta aynası, arka kapakta ise sünger aplikatörü var. Kuru ya da süngerimizi ıslatarak ıslak uygulayabiliyoruz. Ben, fondöteni sabitlemek niyetiyle kullandığımdan kuru hali beni tatmin ediyor, bu haliyle bile fondötene destek ilave bi kapatıcılık sağlıyor. Ama ıslak hali daha iyi kapatıcılık veriyor, cildinde çok büyük sorunlar olmayanlar tek başına pudrayı kullanabilir..
Kalıcılığı çok süper değil 4 saatte bir filan tazeledim. Ama Flormar'ın makyaj bazını kullandığım günler kalıcılığı çok daha iyiydi. 18 Tl'lik bir üründen bahsettiğimiz düşünülürse çok çok iyi bence. Şöyle ki ben bunu kuzenimin düğünü için yaptığım makyajda kullandım ve herkesin makyajı akmışken benim makyajım gecenin sonunda aynen duruyordu. Kısacası ben biraz da şaşırarak çok beğendim. Bütçe dostu bir pudra arayanların bir şans verebileceği bir ürün kesinlikle...
3 farklı tonu var bendeki en açık olan W05
Etiketler:
flormar,
kapatıcılık,
makyaj,
makyaj sabitleme,
pudra
23 Ağustos 2013 Cuma
Ne var ne yok / neler izliyorum
Merhabalar, çook uzun bir ara verdim blog yazılarına malesef. Yazın İzmir'e gelince planladığım hiç birşeyi yapmıyorum öyle aylak aylak ordan oraya savruluyorum, bu huyuma da acayip sinir oluyorum!:(
Her neyse olduğu kadar artık diyelim... Aslında bu yaz bazı yeni ürünler deneme imkanım oldu bir çoğundan da memnun kaldım ve yazılarını yazmak istiyorum ama hala izmirde olduğumdan çok sistemli yazı giremeyeceğim. Bu yüzden kozmetik yazılarını daha programlı hareket edebileceğim Eylül'e bırakıyorum. Bu gün başka bir konuda birşeyler karalamak istedim. Çok fazla yabancı dizi izleyen bir insan olarak izleyip bitirdiğim ya da izlemekte olduğum bazı dizileri sizinle paylaşmak istedim. Ancak çok populer bazı dizileri zaten herkes duyduğundan onlardan bahsetmek istemiyorum onun yerine daha az bilinen, keşfettiğime mutlu olduğum sizlerle de paylaşmak istediğim diziler var listemde. Ancak önceden uyarayım daha çok kız dizilerini beğeniyorum ve itiraf ediyorum zaman zaman ergen dizilerine de takıldığım oluyor:)
(görseller bana ait değildir)

BEING ERICA Hayatında hiç birşeyin yolunda gitmediğini düşünen otuzlarında Erica adında bir hatun hayata dair pek umudunun kalmadığı sırada bir terapistle tanışıyor. Terapist ondan pişmanlıklarının bir listesini yapmasını istiyor ve ortaya çıkıyor ki bizim terapist bildiğimiz terapistlerden değil ve zamanı geri sarma yeteneği var. 4 Sezon Süren bu dizide Erica'nın geçmişe gidip hatalarıyla yüzleşmesini, dersler çıkarmasını ve aynı zamanda adım adım hayatını değiştirme çabalarını izliyoruz. Benim şahsen çok keyif aldığım bir diziydi 4 sezonu bir çırpıda bitirmiştim içim rahat tavsiye ediyorum.
MAKE IT oR BREAK IT
Bu diziyi keşfetmemin sebebi jimnastiğe olan merakımdı.(izlemeye tabi ki) Profesyonel olarak artistik jimnastik yapan ve olimpiyatlara hazırlanan bir grup genç kızın hayatını anlatıyor dizi. Bol Bol jimnastik sahnesi içerdiği gibi karakterlerin birbirleriyle ve aileleriyle olan ilişkileri ve aşkları da konu edilmiş. Bana olimpiyatlara hazırlanan sporcuların hayatları büyülü gibi geldiğinden çok severek izledim ancak konusu gereği herkesin zevkine hitap etmeyebilir bu gerçeği kabulleniyor ve mutlaka izlemelisiniz gibi çok iddialı bir cümle kullanmıyorum:)
SWITCHED AT BIRTH
Şuanda devam etmekte olan bu dizinin 2. sezonu yeni bitti. 3. sezonu sanırım 2014 ocak ayında başlayacakmış:( Ama ilk 2 sezon 20 küsur bölümlük, baya tatmin edici:) Hastanede bir hata oluyor ve 2 kız bebek karıştırılıyor. Bu hata bir tesadüf sonucu kızlar 14-15 yaşlarındayken ortaya çıkıyor. İki aile de ne biyolojik çocuklarından ne de o ana kadar kendi çocukları olduğunu düşünüp yetiştirdikleri kızlarından vazgeçmek istemiyor. Bir yol bulup birbirlerine alışma süreçlerini izliyoruz dizide. Ailelerden birinin deli gibi zengin olup birinin ise daha mütavazi bir yaşam süren latin kökenli bir aile olması işleri biraz daha zorluyor. Kızlardan birinin sağır olması da diziye renk katmış. Ben kendi adıma sağırların dünyasına dair birşeyler öğrenebildiğime seviniyorum. Sonuçta kızlar genç kız olduğundan dizinin hafif ergen dizisine kaçma durumu oluyor zaman zaman ama konu ilginizi çektiyse bir şans vermenizi tavsiye edrim.
DROP DEAD DIVA
Bu dizi de hala yayınlananlardan. Şuanda 5. sezonunda ama ben daha oralara gelmedim:) Hayatta tek uğraşı iyi görünmek olan manken bir hatun bir trafik kazası geçiriyor ve aslında ölmesi gerekirken yaptığı bir haylazlıkla dünyaya geri dönüyor, yalnız bir terslik var çünkü kendi vücudunda değil biraz(!) kilolu kendisinden yaşça büyük oldukça ciddi bir hayatı olan bir avukatın vücudunda uyanıyor. Artık tamamen farklı bir hayatı var ve buna ayak uydurmak zorunda. Eski hayatındaki nişanlısının da kendisiyle aynı ofiste çalışması ve ona neler olduğunu anlatamaması da işleri zorlaştırıyor. Çok keyifli bir dizi özellikle fazla birşey düşünmek istemediğiniz sadece gülümseyip iyi zaman geçirmek istediğiniz zamanlar için birebir!
Yazıyı yazmaya başlamadan önce kafamdan bu dizileri belirlemiştim ama yazdıkça aklıma başka diziler de geliyor. Bir yazıya da çok yükleme yapmak istemiyorum. Korkup okumaktan vazgeçilebilir:) İzlediğim başka dizilerden de bahsetmemi isterseniz bunu yorum kısmına belirtirseniz bu dizi yazılarını devamlı hale getirebilirim diye düşünüyorum. Bir de bir ara da beni çok etkileyen bazı kitaplardan da bahsetmek isterim ne dersiniz? Bir sonraki yazıda görüşmek üzere sevgileeer..
Her neyse olduğu kadar artık diyelim... Aslında bu yaz bazı yeni ürünler deneme imkanım oldu bir çoğundan da memnun kaldım ve yazılarını yazmak istiyorum ama hala izmirde olduğumdan çok sistemli yazı giremeyeceğim. Bu yüzden kozmetik yazılarını daha programlı hareket edebileceğim Eylül'e bırakıyorum. Bu gün başka bir konuda birşeyler karalamak istedim. Çok fazla yabancı dizi izleyen bir insan olarak izleyip bitirdiğim ya da izlemekte olduğum bazı dizileri sizinle paylaşmak istedim. Ancak çok populer bazı dizileri zaten herkes duyduğundan onlardan bahsetmek istemiyorum onun yerine daha az bilinen, keşfettiğime mutlu olduğum sizlerle de paylaşmak istediğim diziler var listemde. Ancak önceden uyarayım daha çok kız dizilerini beğeniyorum ve itiraf ediyorum zaman zaman ergen dizilerine de takıldığım oluyor:)
(görseller bana ait değildir)

BEING ERICA Hayatında hiç birşeyin yolunda gitmediğini düşünen otuzlarında Erica adında bir hatun hayata dair pek umudunun kalmadığı sırada bir terapistle tanışıyor. Terapist ondan pişmanlıklarının bir listesini yapmasını istiyor ve ortaya çıkıyor ki bizim terapist bildiğimiz terapistlerden değil ve zamanı geri sarma yeteneği var. 4 Sezon Süren bu dizide Erica'nın geçmişe gidip hatalarıyla yüzleşmesini, dersler çıkarmasını ve aynı zamanda adım adım hayatını değiştirme çabalarını izliyoruz. Benim şahsen çok keyif aldığım bir diziydi 4 sezonu bir çırpıda bitirmiştim içim rahat tavsiye ediyorum.
MAKE IT oR BREAK IT
Bu diziyi keşfetmemin sebebi jimnastiğe olan merakımdı.(izlemeye tabi ki) Profesyonel olarak artistik jimnastik yapan ve olimpiyatlara hazırlanan bir grup genç kızın hayatını anlatıyor dizi. Bol Bol jimnastik sahnesi içerdiği gibi karakterlerin birbirleriyle ve aileleriyle olan ilişkileri ve aşkları da konu edilmiş. Bana olimpiyatlara hazırlanan sporcuların hayatları büyülü gibi geldiğinden çok severek izledim ancak konusu gereği herkesin zevkine hitap etmeyebilir bu gerçeği kabulleniyor ve mutlaka izlemelisiniz gibi çok iddialı bir cümle kullanmıyorum:)
SWITCHED AT BIRTH
Şuanda devam etmekte olan bu dizinin 2. sezonu yeni bitti. 3. sezonu sanırım 2014 ocak ayında başlayacakmış:( Ama ilk 2 sezon 20 küsur bölümlük, baya tatmin edici:) Hastanede bir hata oluyor ve 2 kız bebek karıştırılıyor. Bu hata bir tesadüf sonucu kızlar 14-15 yaşlarındayken ortaya çıkıyor. İki aile de ne biyolojik çocuklarından ne de o ana kadar kendi çocukları olduğunu düşünüp yetiştirdikleri kızlarından vazgeçmek istemiyor. Bir yol bulup birbirlerine alışma süreçlerini izliyoruz dizide. Ailelerden birinin deli gibi zengin olup birinin ise daha mütavazi bir yaşam süren latin kökenli bir aile olması işleri biraz daha zorluyor. Kızlardan birinin sağır olması da diziye renk katmış. Ben kendi adıma sağırların dünyasına dair birşeyler öğrenebildiğime seviniyorum. Sonuçta kızlar genç kız olduğundan dizinin hafif ergen dizisine kaçma durumu oluyor zaman zaman ama konu ilginizi çektiyse bir şans vermenizi tavsiye edrim.
DROP DEAD DIVA
Bu dizi de hala yayınlananlardan. Şuanda 5. sezonunda ama ben daha oralara gelmedim:) Hayatta tek uğraşı iyi görünmek olan manken bir hatun bir trafik kazası geçiriyor ve aslında ölmesi gerekirken yaptığı bir haylazlıkla dünyaya geri dönüyor, yalnız bir terslik var çünkü kendi vücudunda değil biraz(!) kilolu kendisinden yaşça büyük oldukça ciddi bir hayatı olan bir avukatın vücudunda uyanıyor. Artık tamamen farklı bir hayatı var ve buna ayak uydurmak zorunda. Eski hayatındaki nişanlısının da kendisiyle aynı ofiste çalışması ve ona neler olduğunu anlatamaması da işleri zorlaştırıyor. Çok keyifli bir dizi özellikle fazla birşey düşünmek istemediğiniz sadece gülümseyip iyi zaman geçirmek istediğiniz zamanlar için birebir!
Yazıyı yazmaya başlamadan önce kafamdan bu dizileri belirlemiştim ama yazdıkça aklıma başka diziler de geliyor. Bir yazıya da çok yükleme yapmak istemiyorum. Korkup okumaktan vazgeçilebilir:) İzlediğim başka dizilerden de bahsetmemi isterseniz bunu yorum kısmına belirtirseniz bu dizi yazılarını devamlı hale getirebilirim diye düşünüyorum. Bir de bir ara da beni çok etkileyen bazı kitaplardan da bahsetmek isterim ne dersiniz? Bir sonraki yazıda görüşmek üzere sevgileeer..
25 Temmuz 2013 Perşembe
mini alışveriş-gratis, match kozmetik
Yazları İzmir'e döndüğümde ilk birkaç haftam çok hareketli geçiyor. Bir de araya küçük bir tatil de sıkıştırınca pek blogla ilgilenmeye zaman bulamadım. Özlemişim vallahi birşeyler yazmayı. Bugün küçük bir alışveriş yazısıyla dönüşü yapalım önümüzdeki günlerde ise bu aldıklarımın yorum yazılarıyla devam ederim diye düşünüyorum. Gelelim aldıklarıma...
Bu minik alışverişin şahı The Balm'dan BalmJovi adlı palet oldu. Bulgaristan'da The Balm olmadığından bloglarda yorumlarını ağzım sulanarak okuduğum bir üründü nihayet kavuştum ama henüz kullanmadım.. Bu paleti 60 liraya aldım 70 küsurdan inmiş sanırsam. Kullandıktan sonra swatchlarıyla birlikte yazısını yazacağım. Yaz boyunca The Balm ürünleri almaya devam etmek istiyorum mutlaka alınmalı dediğiniz ürünleri varsa tavsiyelerinizi bekliyorum..
Görünce heyecanlandığım bir diğer ürün ise beauty blender'ın muadili yumurta şekilli bir makyaj süngeri oldu. Bu ürünü İzmir alsancakta match adlı bir mağazada buldum. Bilinen bir markaysa cehaletimi bağışlayın ama ben match cosmetics diye bir markayı daha önce duymamıştım. Alsancaktaki mağazalarında aynı zamanda victoria's secret ürünleri, aksesuar filan da satıyorlardı hoşuma gitti. Profesyoneller için fırça setleri de gözümden kaçmadı. Bu makyaj süngerini beğenirsem muhakkak bir daha uğramayı düşünüyorum o mağazaya. Makyaj süngerini 12,5 TL'E aldım.
Ben malesef aynı anda hem sivilce, siyah nokta, gözenek sorunu yaşayıp hem de nemsiz bir ciltten muzdarip olduğumdan daimi bir maske arayışı içerisindeyim. Bir de gratisten deneyeyim dedim skin recipe'nin şeftalili ve cevizli exfoliating maskesini aldım. Bir de yazın açık ayakkabılardan dolayı kuruyup çatlayan zavallı ayaklarım için Andrea adlı markanın foot spa adlı ayak bakım kremini aldım. Aldığım diğer maskeyi ise annem için aldım age-regenerating sümüklü böcek özütlü bir maske bu:). Maskeleri de annem ve ben denedikten sonra kayda değer bir etki görürsem haklarında yazı yazarım diye düşünüyorum
.
Bir ara watsons's da uğramaya niyetim var indirim zamanları belli ise veya şunu muhakkak al dediğiniz birşey varsa watsons'da gurbetçiliğime acıyıp yorumlarınızla yardım ediniz lütfen:) Sevgiler...
Bu minik alışverişin şahı The Balm'dan BalmJovi adlı palet oldu. Bulgaristan'da The Balm olmadığından bloglarda yorumlarını ağzım sulanarak okuduğum bir üründü nihayet kavuştum ama henüz kullanmadım.. Bu paleti 60 liraya aldım 70 küsurdan inmiş sanırsam. Kullandıktan sonra swatchlarıyla birlikte yazısını yazacağım. Yaz boyunca The Balm ürünleri almaya devam etmek istiyorum mutlaka alınmalı dediğiniz ürünleri varsa tavsiyelerinizi bekliyorum..
Görünce heyecanlandığım bir diğer ürün ise beauty blender'ın muadili yumurta şekilli bir makyaj süngeri oldu. Bu ürünü İzmir alsancakta match adlı bir mağazada buldum. Bilinen bir markaysa cehaletimi bağışlayın ama ben match cosmetics diye bir markayı daha önce duymamıştım. Alsancaktaki mağazalarında aynı zamanda victoria's secret ürünleri, aksesuar filan da satıyorlardı hoşuma gitti. Profesyoneller için fırça setleri de gözümden kaçmadı. Bu makyaj süngerini beğenirsem muhakkak bir daha uğramayı düşünüyorum o mağazaya. Makyaj süngerini 12,5 TL'E aldım.
Ben malesef aynı anda hem sivilce, siyah nokta, gözenek sorunu yaşayıp hem de nemsiz bir ciltten muzdarip olduğumdan daimi bir maske arayışı içerisindeyim. Bir de gratisten deneyeyim dedim skin recipe'nin şeftalili ve cevizli exfoliating maskesini aldım. Bir de yazın açık ayakkabılardan dolayı kuruyup çatlayan zavallı ayaklarım için Andrea adlı markanın foot spa adlı ayak bakım kremini aldım. Aldığım diğer maskeyi ise annem için aldım age-regenerating sümüklü böcek özütlü bir maske bu:). Maskeleri de annem ve ben denedikten sonra kayda değer bir etki görürsem haklarında yazı yazarım diye düşünüyorum
.
Bir ara watsons's da uğramaya niyetim var indirim zamanları belli ise veya şunu muhakkak al dediğiniz birşey varsa watsons'da gurbetçiliğime acıyıp yorumlarınızla yardım ediniz lütfen:) Sevgiler...
11 Temmuz 2013 Perşembe
ACABA ÇEKİLİŞİ KİM KAZANDI?
Merhabalar az önce random.org kullanarak çekilişin kazanını belirledim. Kazanan kişi aşağıdaki hediyelerin sahibi olacak.



199 Hak vardı ve kazanan 120. sıradaki katılımcı oldu.
Eveeet bu çekilişin şanslısı Deniz oldu. Kendisine hemen mail atıyorum. Hediyelerinin rengini kendisi seçeceği için en geç yarın bana ulaşmalı ki ben de cumartesi Türkiye'e dönmeden önce hediyelerini alabileyim. Yeni yazılarda ve çekilişlerde görüşmek üzere! SEVGİLER!
199 Hak vardı ve kazanan 120. sıradaki katılımcı oldu.
Eveeet bu çekilişin şanslısı Deniz oldu. Kendisine hemen mail atıyorum. Hediyelerinin rengini kendisi seçeceği için en geç yarın bana ulaşmalı ki ben de cumartesi Türkiye'e dönmeden önce hediyelerini alabileyim. Yeni yazılarda ve çekilişlerde görüşmek üzere! SEVGİLER!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

.jpg)


