25 Ocak 2015 Pazar

Roaccutane'la Bir Ay

       Roaccutane tedavisinde 1 ayımı doldurdum yey! Bu tedavi süresince her ay kan tahlili yaptırıp karaciğer enzimlerini ve kolestrol seviyesini kontrol ettirmek gerekiyor. Haftaiçi testimi yaptırıp doktora gösterdim. Herşey normal çıktığı için aldığım günlük doz 30 mg dan 40 mg'a yükseltildi.

       Geçtiğimiz bir ayda ne süreçlerden geçtim, ne gibi yan etkileri tecrübe ettim paylaşmak istedim.
       İlk hafta çok ciddi olmasa da 3.günden itibaren filan cildim kurumaya başladı. O yüzden tedaviye başlar başlamaz doktorun önerdiği kuru ciltler için olan ürünleri kullanmanızı öneriyorum.  Göz kuruluğu herkeste olmuyormuş galiba ama bende hiç ummadığım bir anda oldu, o yüzden göz damlası almayı da düşünebilirsiniz.

       2. ve 3. haftalarda yüzümün normalde sorunlu olmayan alın elmacık kemiği  gibi yerlerinde minik minik sivilcemsi kabarcıklar oldu ve özellikle çene ve ağız çevremde daha büyük iltihaplı sivilceler çıktı. Siyah noktalarım gittikçe belirginleşti. Adeta gözeneklerimden yükselen dikenimsi şeyler vardı burnumda . Daha önce tecrübelilerden duyduğum ve okuduğum kadarıyla, bu görüntünün siyah noktaların yavaş yavaş döküleceği anlamına geldiğini biliyordum o yüzden çok dert etmedim.

      4. haftada hafiften bir iyileşme sürecine girdiğimi hissetmeye başladım. Tabi ki büyük bir değişiklik yok ama siyah noktalarım çok çok azaldı. Sivilcelerin de sayısı değişmediyse de çoğu aktif gözükmüyor. Renkleri soldu, küçüldüler. Tabi cildim gittikçe daha da kuruyor. Dudaklarımı devamlı nemlendirmezsem muhakkak ertesi gün dudağımda bir yarıkla uyanıyorum. Cildim kırmızı, gergin ve  özellikle burun çevremde kabuk kabuk oluyor. Bu yazıyı çok uzamaması açısından yalnızca deneyimlediklerime ayırdım. Roaccutane'la makyaj ve cilt bakımı için başka bir yazı yazdım. şurada bulabilirsiniz . Fotoğraflarım pek hoş değil farkındayım ama ben bu tarz yazılar okuduğum zaman eğer fotoğraf varsa, yazıdaki herşey daha anlamlı geliyor. Sevgiler!..


                                                 


                                                                                                 


-----=   BUGÜN










-----=  1 AY ÖNCE

                                                                                 


21 Ocak 2015 Çarşamba

FOTD- DOĞAL TONLARDA MAKYAJ


Aslında biraz çekiniyorum günün makyajı fotoğrafları koymaya ama bugün paylaşasım geldi :)




Fondöten: Bourjois Healthy Mix (tık tık)
   Concealer : Maybelline The Eraser (tık tık)
   Pudra : Make up forever HD pudra (tık tık)
                                       Göz Makyajı: The Balm-BALMJOVI (iron maid-in ve rem) (tık tık)
      Allık ve aydınlatıcı : The Balm-BALMJOVİ 
Dudak : Nivea kirazlı lipbalm                 
Rimel: Maybelline the Rocket                
           

 ,             

         




19 Ocak 2015 Pazartesi

Rimmel London Scandaleyes Maskara by Kate Moss

       Favori Maybelline rimellerim  köşede duradursun bilinmedik rimel diyarlarına keşfe çıktım :) Rimmel London'ın birçok ürününü seviyorum o yüzden Kate Moss serisinin scandaleyes adlı bu rimeli de denemek için iyi bir aday gibi göründü.
       
        Kirpikleri uzatmakla ilgili pek bi katkısı yok ama günlük kullanımda memnun edebilecek doğal bi dolgunluk veriyor. Takma kirpiğimsi, dramatik, upuzun, hacimli kirpik sevenler (ben:)) bu rimele pek bayılmayacaktır. Dolayısıyla benim de hayallerimin rimeli filan değil ama günlük kullanımda gideri var :)
     
        Fırçasının enteresan bir şekli var. Sanırım dış taraftaki kirpikleri daha çok açması hedeflenmiş. Ben açıkçası bir yararını göremedim. Kıvamı ne çok kuru, ne çok sıvı bence ideal..

       Ben de akma, dökülme yapmadı. Ammaa eğer ağlama, terleme vs suyla temas ihtimaliniz varsa dikkat edin derim. Zaten suya dayanıklılık iddiası yok ama suyu daha karşıdan görünce yanaklarımdan sicim sicim akmaya başlaması da enteresandı doğrusu :) Tabi başka açıdan düşünürsek bu da makyajı temizlerken kolaylık sağlıyor. Hergün gözümü kazımama gerek kalmaması da hoş bir değişiklik oldu.

Bendeki ürünün ambalajına etiket yapıştırmışlar, çıkarırken temizleyemedim. Görüntü kirliliği olmaması açısından ilk resim internetten alıntıdır.







Yabancı dizi- Shameless

    Shameless benim gibi yabancı dizi izlemeyi sevip, farklı birşey arayanların ilgileneceğini düşündüğüm bir dizi. Ama baştan uyarayım 18 yaşından küçükseniz, küfürlü konuşmalar, müstehcen sahneler sizi rahatsız ediyorsa bu dizi size göre değil.
     Aslında Amerikan bir ailenin hayatını izliyoruz dizide. Ama bu öyle anne Jennifer'ın baba Mike'ı duďağından öperek işe uğurladığı bir aile değil. Alkolik bir baba, zaman zaman dizide boy gösterse de genelde pek ortalarda olmayan manik-depresif bir anne ve birbirinden enteresan 6 çocuk! Suç işlemenin, uyuşturucunun gayet sıradan kabul edildiği bu ilginç mahallede çocuklar el yordamıyda hayatta kalmaya çalışıyor.
       En büyük abla Fiona biraz anne rolü üstlenmiş olsa da, sorumluluk öylesine büyük ki çocukların hayatında herşey dermeçatma. Bu tablo kulağa ne kadar dramatik geliyor değil mi? Türk senaristlere 10 sezon bol ağlamaklı dizi konusu vallahi. Ama Shameless tam tersine gayet eğlenceli ve aksiyonu bol bir dizi. Diziyi bana sevdiren de bu sanırım.
        Cocuklarin hayatına her giren macerasını da birlikte getiriyor , diziye yeni bir pencere açıyor. Hele Fiona'nın aşk hayatından epey malzeme çıkıyor. Pek  çok yan karakterin karikatürize bir ucubelikte olması hikayeyi  ilginçleştirmiş.
        Dizinin şuan 5. sezonu oynuyor. Benim ve arkadaslarımın bunca sezon sıkılmadan izlediğimiz nadir dizilerden. BU tarzda dizi arayanlara tavsiye ediler.Sevgiler!...


Haftanın Manikürü

Haftaya eğlenceli bu manikürle, keyifli başladım. Herkese çok güzel bir hafta diliyorum...        
   

15 Ocak 2015 Perşembe

AKNICARE GÜNEŞ KREMİ

       Yaz-kış cildimizi güneşten korumamız gerektiği hep söylenir ama ben açıkcası kışları spfli fondöten ya da nemlendirici kullanmıyorsam güneş için özel bir ürün kullanmayı ihmal ediyordum. Bunda biraz da istediğim gibi  bir güneş kremi bulamamamın  etkisi vardı. Sivilce sorunum olduğundan yağsız güneş kremlerini deniyordum onlar da makyajın altında pütürlü bir görüntü oluşturuyordu. Neyse sonunda pütür yapmayan güneş kremimi buldum.

        An itibariyle roaccutane kullandığımdan ( yazısı için tık tık ) ve cildim güneşe normalden çok daha hassas olduğundan  hergün düzenli güneş kremi kullanıyorum. Aknicare sun adlı bu ürünü eczanedeki güzellik uzmanı tavsiye etmişti. Dediğine göre sivilceli ciltler için SPF 30 idealmiş.

        Çok hafif, su gibi bir yapısı var. Kolaycacık dağılıyor. Makyaj altı için ideal hiçbir sorun yaratmıyor. Hatta cildimin gün içinde yağlanmasını önlemek konusunda katkısı olduğundan şüpheleniyorum :)

        Benim kurtarıcım oldu. Cildi sivilceli olup yüzü için uygun güneş kremi bulamayanlar bir şans vermelisiniz bence. SEVGİLER...




     
     

   

12 Ocak 2015 Pazartesi

Aykut Oğut - Keşke Kadın Olsam

                Aykut Oğut'un Evrenden Torpilim Var adlı kitabı abartısız söylüyorum hayata bakış açımı değiştirmişti. Pozitif düşünme, kişisel gelişim adına birşeyler okumayı sevenler okumadıysanız şiddetle tavsiye ediyorum. (Ki ben kisisel gelisim kitaplarını sevmem)
                O yüzden yeni kitabının çıktığını duyunca hemen okumak istedim. Bir "evrenden torpilim var" değil ama kısa, keyifli bir kitap ve bazı konularda kafa yormamı sağladığı da kesin.
                Aykut abi bu kitapta biz kadınlara güçlüsünüz, gücünüzün farkına varın diye adeta haykırmış. Kadın-erkek eşitliği mücadelesinin anlamsız olduğundan, çünkü kadının zaten üstün olduğundan söz etmiş bolca. Kitabın tamamında annesinden ve eşinden örnekler vermiş ve onların doğru yerde gösterdiği gücün kendisine kadına saygı duymayı nasıl aşama aşama öğrettiğini anlatmış sevimli itiraflarla. Ki bence olayı böyle kişiselleştirmesi kitabi daha sıcak, okunması zevkli hale getirmiş.
                 Bazı yerlerde kadınlar şöyle üstündür, böyle kutsaldır gibi söylemleri biraz abartılı geldi aslında ama kadın olmanın böylesine zor olduğu, dezavantaj sayıldığı bu dünyada hele ki ülkemizde , kadının gücünü ne kadar vurgulasak az heralde.
                 Sosyal hayatta ve ilişkilerde kendi kendimizi geri plana ittiğimizi çarpıcı örnekler vererek göstermiş. Ben bile bu konuda çok hassas biri olduğum halde zaman zaman kendimle nasıl çeliştiğimi farkettim. Hele ki eğitimli, bilgili, görgülü arkadaşlarımdan dahi öyle şeyler duyuyorum ki bazen kadın-erkek ilişkilerine bakışlarına dair. Bu kitabı okuduktan sonra hepsine hediye edip özümseyene kadar defalarca okumalarını sağlamak istiyorum.
                Uzun lafın kısası, kendimize ait değerlerin kıymetini bilip, hakettiğimiz saygıyı talep etmemiz ve aksini düsünenlerin bizi haketmediğini anlamamız gerektiği ele alınmış kitapta. Ben sevdim keyifle okudum. Ilgilenenlere tavsiye edilir. Sevgiler!...