Favori Maybelline rimellerim köşede duradursun bilinmedik rimel diyarlarına keşfe çıktım :) Rimmel London'ın birçok ürününü seviyorum o yüzden Kate Moss serisinin scandaleyes adlı bu rimeli de denemek için iyi bir aday gibi göründü.
Kirpikleri uzatmakla ilgili pek bi katkısı yok ama günlük kullanımda memnun edebilecek doğal bi dolgunluk veriyor. Takma kirpiğimsi, dramatik, upuzun, hacimli kirpik sevenler (ben:)) bu rimele pek bayılmayacaktır. Dolayısıyla benim de hayallerimin rimeli filan değil ama günlük kullanımda gideri var :)
Fırçasının enteresan bir şekli var. Sanırım dış taraftaki kirpikleri daha çok açması hedeflenmiş. Ben açıkçası bir yararını göremedim. Kıvamı ne çok kuru, ne çok sıvı bence ideal..
Ben de akma, dökülme yapmadı. Ammaa eğer ağlama, terleme vs suyla temas ihtimaliniz varsa dikkat edin derim. Zaten suya dayanıklılık iddiası yok ama suyu daha karşıdan görünce yanaklarımdan sicim sicim akmaya başlaması da enteresandı doğrusu :) Tabi başka açıdan düşünürsek bu da makyajı temizlerken kolaylık sağlıyor. Hergün gözümü kazımama gerek kalmaması da hoş bir değişiklik oldu.
Bendeki ürünün ambalajına etiket yapıştırmışlar, çıkarırken temizleyemedim. Görüntü kirliliği olmaması açısından ilk resim internetten alıntıdır.
19 Ocak 2015 Pazartesi
Yabancı dizi- Shameless
Shameless benim gibi yabancı dizi izlemeyi sevip, farklı birşey arayanların ilgileneceğini düşündüğüm bir dizi. Ama baştan uyarayım 18 yaşından küçükseniz, küfürlü konuşmalar, müstehcen sahneler sizi rahatsız ediyorsa bu dizi size göre değil.
Aslında Amerikan bir ailenin hayatını izliyoruz dizide. Ama bu öyle anne Jennifer'ın baba Mike'ı duďağından öperek işe uğurladığı bir aile değil. Alkolik bir baba, zaman zaman dizide boy gösterse de genelde pek ortalarda olmayan manik-depresif bir anne ve birbirinden enteresan 6 çocuk! Suç işlemenin, uyuşturucunun gayet sıradan kabul edildiği bu ilginç mahallede çocuklar el yordamıyda hayatta kalmaya çalışıyor.
En büyük abla Fiona biraz anne rolü üstlenmiş olsa da, sorumluluk öylesine büyük ki çocukların hayatında herşey dermeçatma. Bu tablo kulağa ne kadar dramatik geliyor değil mi? Türk senaristlere 10 sezon bol ağlamaklı dizi konusu vallahi. Ama Shameless tam tersine gayet eğlenceli ve aksiyonu bol bir dizi. Diziyi bana sevdiren de bu sanırım.
Cocuklarin hayatına her giren macerasını da birlikte getiriyor , diziye yeni bir pencere açıyor. Hele Fiona'nın aşk hayatından epey malzeme çıkıyor. Pek çok yan karakterin karikatürize bir ucubelikte olması hikayeyi ilginçleştirmiş.
Dizinin şuan 5. sezonu oynuyor. Benim ve arkadaslarımın bunca sezon sıkılmadan izlediğimiz nadir dizilerden. BU tarzda dizi arayanlara tavsiye ediler.Sevgiler!...
Aslında Amerikan bir ailenin hayatını izliyoruz dizide. Ama bu öyle anne Jennifer'ın baba Mike'ı duďağından öperek işe uğurladığı bir aile değil. Alkolik bir baba, zaman zaman dizide boy gösterse de genelde pek ortalarda olmayan manik-depresif bir anne ve birbirinden enteresan 6 çocuk! Suç işlemenin, uyuşturucunun gayet sıradan kabul edildiği bu ilginç mahallede çocuklar el yordamıyda hayatta kalmaya çalışıyor.
En büyük abla Fiona biraz anne rolü üstlenmiş olsa da, sorumluluk öylesine büyük ki çocukların hayatında herşey dermeçatma. Bu tablo kulağa ne kadar dramatik geliyor değil mi? Türk senaristlere 10 sezon bol ağlamaklı dizi konusu vallahi. Ama Shameless tam tersine gayet eğlenceli ve aksiyonu bol bir dizi. Diziyi bana sevdiren de bu sanırım.
Cocuklarin hayatına her giren macerasını da birlikte getiriyor , diziye yeni bir pencere açıyor. Hele Fiona'nın aşk hayatından epey malzeme çıkıyor. Pek çok yan karakterin karikatürize bir ucubelikte olması hikayeyi ilginçleştirmiş.
Dizinin şuan 5. sezonu oynuyor. Benim ve arkadaslarımın bunca sezon sıkılmadan izlediğimiz nadir dizilerden. BU tarzda dizi arayanlara tavsiye ediler.Sevgiler!...
Haftanın Manikürü
15 Ocak 2015 Perşembe
AKNICARE GÜNEŞ KREMİ
Yaz-kış cildimizi güneşten korumamız gerektiği hep söylenir ama ben açıkcası kışları spfli fondöten ya da nemlendirici kullanmıyorsam güneş için özel bir ürün kullanmayı ihmal ediyordum. Bunda biraz da istediğim gibi bir güneş kremi bulamamamın etkisi vardı. Sivilce sorunum olduğundan yağsız güneş kremlerini deniyordum onlar da makyajın altında pütürlü bir görüntü oluşturuyordu. Neyse sonunda pütür yapmayan güneş kremimi buldum.
An itibariyle roaccutane kullandığımdan ( yazısı için tık tık ) ve cildim güneşe normalden çok daha hassas olduğundan hergün düzenli güneş kremi kullanıyorum. Aknicare sun adlı bu ürünü eczanedeki güzellik uzmanı tavsiye etmişti. Dediğine göre sivilceli ciltler için SPF 30 idealmiş.
Çok hafif, su gibi bir yapısı var. Kolaycacık dağılıyor. Makyaj altı için ideal hiçbir sorun yaratmıyor. Hatta cildimin gün içinde yağlanmasını önlemek konusunda katkısı olduğundan şüpheleniyorum :)
Benim kurtarıcım oldu. Cildi sivilceli olup yüzü için uygun güneş kremi bulamayanlar bir şans vermelisiniz bence. SEVGİLER...
An itibariyle roaccutane kullandığımdan ( yazısı için tık tık ) ve cildim güneşe normalden çok daha hassas olduğundan hergün düzenli güneş kremi kullanıyorum. Aknicare sun adlı bu ürünü eczanedeki güzellik uzmanı tavsiye etmişti. Dediğine göre sivilceli ciltler için SPF 30 idealmiş.
Çok hafif, su gibi bir yapısı var. Kolaycacık dağılıyor. Makyaj altı için ideal hiçbir sorun yaratmıyor. Hatta cildimin gün içinde yağlanmasını önlemek konusunda katkısı olduğundan şüpheleniyorum :)
Benim kurtarıcım oldu. Cildi sivilceli olup yüzü için uygun güneş kremi bulamayanlar bir şans vermelisiniz bence. SEVGİLER...
12 Ocak 2015 Pazartesi
Aykut Oğut - Keşke Kadın Olsam
Aykut Oğut'un Evrenden Torpilim Var adlı kitabı abartısız söylüyorum hayata bakış açımı değiştirmişti. Pozitif düşünme, kişisel gelişim adına birşeyler okumayı sevenler okumadıysanız şiddetle tavsiye ediyorum. (Ki ben kisisel gelisim kitaplarını sevmem)
O yüzden yeni kitabının çıktığını duyunca hemen okumak istedim. Bir "evrenden torpilim var" değil ama kısa, keyifli bir kitap ve bazı konularda kafa yormamı sağladığı da kesin.
Aykut abi bu kitapta biz kadınlara güçlüsünüz, gücünüzün farkına varın diye adeta haykırmış. Kadın-erkek eşitliği mücadelesinin anlamsız olduğundan, çünkü kadının zaten üstün olduğundan söz etmiş bolca. Kitabın tamamında annesinden ve eşinden örnekler vermiş ve onların doğru yerde gösterdiği gücün kendisine kadına saygı duymayı nasıl aşama aşama öğrettiğini anlatmış sevimli itiraflarla. Ki bence olayı böyle kişiselleştirmesi kitabi daha sıcak, okunması zevkli hale getirmiş.
Bazı yerlerde kadınlar şöyle üstündür, böyle kutsaldır gibi söylemleri biraz abartılı geldi aslında ama kadın olmanın böylesine zor olduğu, dezavantaj sayıldığı bu dünyada hele ki ülkemizde , kadının gücünü ne kadar vurgulasak az heralde.
Sosyal hayatta ve ilişkilerde kendi kendimizi geri plana ittiğimizi çarpıcı örnekler vererek göstermiş. Ben bile bu konuda çok hassas biri olduğum halde zaman zaman kendimle nasıl çeliştiğimi farkettim. Hele ki eğitimli, bilgili, görgülü arkadaşlarımdan dahi öyle şeyler duyuyorum ki bazen kadın-erkek ilişkilerine bakışlarına dair. Bu kitabı okuduktan sonra hepsine hediye edip özümseyene kadar defalarca okumalarını sağlamak istiyorum.
Uzun lafın kısası, kendimize ait değerlerin kıymetini bilip, hakettiğimiz saygıyı talep etmemiz ve aksini düsünenlerin bizi haketmediğini anlamamız gerektiği ele alınmış kitapta. Ben sevdim keyifle okudum. Ilgilenenlere tavsiye edilir. Sevgiler!...
O yüzden yeni kitabının çıktığını duyunca hemen okumak istedim. Bir "evrenden torpilim var" değil ama kısa, keyifli bir kitap ve bazı konularda kafa yormamı sağladığı da kesin.
Aykut abi bu kitapta biz kadınlara güçlüsünüz, gücünüzün farkına varın diye adeta haykırmış. Kadın-erkek eşitliği mücadelesinin anlamsız olduğundan, çünkü kadının zaten üstün olduğundan söz etmiş bolca. Kitabın tamamında annesinden ve eşinden örnekler vermiş ve onların doğru yerde gösterdiği gücün kendisine kadına saygı duymayı nasıl aşama aşama öğrettiğini anlatmış sevimli itiraflarla. Ki bence olayı böyle kişiselleştirmesi kitabi daha sıcak, okunması zevkli hale getirmiş.
Bazı yerlerde kadınlar şöyle üstündür, böyle kutsaldır gibi söylemleri biraz abartılı geldi aslında ama kadın olmanın böylesine zor olduğu, dezavantaj sayıldığı bu dünyada hele ki ülkemizde , kadının gücünü ne kadar vurgulasak az heralde.
Sosyal hayatta ve ilişkilerde kendi kendimizi geri plana ittiğimizi çarpıcı örnekler vererek göstermiş. Ben bile bu konuda çok hassas biri olduğum halde zaman zaman kendimle nasıl çeliştiğimi farkettim. Hele ki eğitimli, bilgili, görgülü arkadaşlarımdan dahi öyle şeyler duyuyorum ki bazen kadın-erkek ilişkilerine bakışlarına dair. Bu kitabı okuduktan sonra hepsine hediye edip özümseyene kadar defalarca okumalarını sağlamak istiyorum.
Uzun lafın kısası, kendimize ait değerlerin kıymetini bilip, hakettiğimiz saygıyı talep etmemiz ve aksini düsünenlerin bizi haketmediğini anlamamız gerektiği ele alınmış kitapta. Ben sevdim keyifle okudum. Ilgilenenlere tavsiye edilir. Sevgiler!...
11 Ocak 2015 Pazar
Golden Rose Velvet Matte Ruj
Daha önceden yazılarımı okumuş olanlarınız dudak ürünlerinde koyu renkleri tercih ettiğimi hatırlayacaktır belki. Ama yakın zamana kadar istediğim tonda bir bordo bulamamıştım. kahverengilik ya da turunculuk barındıran sıcak tonlu bir bordo istemedim çünkü hem bana pek yakışmıyor hem dişleri sarı göstermeleri beni çıldırtıyor! Neyse istediğim tarzda mavi alt tonlu soğuk bordoyu Golden Rose'un denemek istediğim Velvet Matte adlı serisinde buldum.
Rengin tam istediğim gibi olmasının yanı sıra rujun kalitesi de bence fiyatının çok üstünde. Adına yakışır şekilde kadıfemsi, mat bir bitişi var. Kalıcılığı çok çok etkileyici. Makyaj temizleyiciyle bile biraz uğraştırıyor. Ben benimkinin kapakla ezip bozdum :( ama şekli çok zekice yapılmış uygulamayı kolaylaştırıyor
En ideal görüntüyü elde etmek açışından, dudaklara peeling yapılmış ve nemlendirilmiş olmalı diye düşünüyorum zira yapısı biraz sert. Ama pigmentasyonu çok başarılı. Mat ruj severler denemediyseniz bir şans verin derim...
Rengin tam istediğim gibi olmasının yanı sıra rujun kalitesi de bence fiyatının çok üstünde. Adına yakışır şekilde kadıfemsi, mat bir bitişi var. Kalıcılığı çok çok etkileyici. Makyaj temizleyiciyle bile biraz uğraştırıyor. Ben benimkinin kapakla ezip bozdum :( ama şekli çok zekice yapılmış uygulamayı kolaylaştırıyor
En ideal görüntüyü elde etmek açışından, dudaklara peeling yapılmış ve nemlendirilmiş olmalı diye düşünüyorum zira yapısı biraz sert. Ama pigmentasyonu çok başarılı. Mat ruj severler denemediyseniz bir şans verin derim...
10 Ocak 2015 Cumartesi
ROACCUTANE ...
Ergenliğimde T bölgemde tektük çıkan sivilcelerden pek mutlu olmasam da, hiçbir zaman çok yoğun bir sivilce problemim olmamıştı. Meğer halime şükretmeliymişim. Akne sorununun ne demek olduğunu esas 21-22 yaşlarımda çene ve yanaklarım komple sivilceyle kaplanınca anladım. Doktorlara, gittim topikal birçok ilaç, kozmetik ve dermokozmetik markalarının sivilce için olan serilerinden birçok ürün denedim. Bazen ufak gelişmeler yaşadıysam da kalıcı olmadığı gibi durum gittikçe kötüleşti. O yüzden bu kez dermatoloğa giderken muhtemelen Roaccutane'a başlatacağını bilerek gittim. Ciddi yan etkileri olduğundan ilaca başlamadan önce ve kullanırken her ay tahliller yaparak, kan değerlerini kontrol altında tutmak gerekiyor. Ben de tahlillerimi yaptırdım ve roaccutane maceram başladı...
30 mg ile 2. haftamı bitirdim. Cildim ve dudaklarım 3. günden başlayarak ve gittikçe artarak kuruyor. Eskiden kullandığım sivilceli ciltler için olan temizleme jeli, peeling vs ne varsa hepsini kullanmayı bıraktım. Doktorun tavsiye ettiği az sonra detaylı bahsedeceğim ürünleri kullanmaya başladım. dudaklarımı saatte bir filan nemlendirmem gerekiyor.Devamlı ağzım kuruyor. Çok susuyorum ki bu ilacı kullanırken bol su içmek özellikle dikkat edilmesi gerek bir mevzuu zaten.
Cildim güneşte birazcık fazla kalmışım gibi pembe, gergin ve hassas. İlk hafta sivilcelerimin durumunda olumlu ya da olumsuz bir değişim olmamıştı. Ama 2. hafta her sabah yeni sivilcelerle uyandım ve son birkaç gündür siyah noktalarım acayip belirginleşti. Doktorumun, iyileşmeden önce biraz kötüleşme olabilir dediği süreç bu sanırım. Ne kadar sürecek bilmiyorum...
İlk ayın sonunda tahlillerde bir sıkıntı olmazsa 40 mg a yükseltilecek doz. Toplam tedavi süresini de 6 ay olarak öngördü. Ama henüz kesin değil. Yaptığım araştırmalar esnasında insanların bu tedavi sonrasında yaşadığı değişimi gördükçe çok heyecanlandım ama her bünyenin her ilaca tepkisi aynı değil. Dolayısıyla benim Roaccutane maceram nasıl geçecek bilmiyorum ama blogda belirli aralıklarla son durum yazıları yazmayı düşünüyorum :)
1. Uriage Roseliane temizleme losyonu
Hayatımda ilk defa durulanmayan bir yüz temizleme ürünü kullanıyorum sanırsam. Açıkcası pek de rahat hissetmiyorum kendimi. Roaccutane kullanmış olanlarınız bana aşırı hassas cilde uygun yıkanan bir temizleme jeli tavsiye ederse çok makbule geçer. Temizlemesini çok etkili bulmadığım bu ürünün, bence fiyatı kendinden büyük kalmış. Bitince tekrar alacağımı düşünmüyorum. Bu konuda araştırmalarım sürüyor...
2. Uriage Hyseac Restructant
İşte bu nemlendirici gerçekten tavsiye edilmeyi hakediyor. Çok zengin, yoğun bir yapısı var, uyguladığımda yüzümdeki gergin, rahatsız hissi alıyor. Bu deli, karlı Sofya kışında bile cildimi hatırı sayılır bir zaman nemli kalmasını sağlıyor. Bu ürünü uyguladıktan sonra 10-15 dk bekleyip makyajımı öyle yapıyorum. Pütürlü roaccutane cildi görüntüsünü minimuma indiriyor.
Gece yatarken ve sabah kalktığımda blistex medplus ve Nuxe'un lip balmını üstüste uyguluyorum. Gün içinde de çantamda hangi lip balm varsa tekrar tekrar tazeliyorum. Sanırım dudak kuruluğu beni çok uğraştıracak ama şimdilik bu yöntemle idare etmeye çalışıyorum
Henüz yolun başındayım, tecrübeliler tavsiyelerini paylaşırsa çok mutlu olurum ben de tecrübe edindikçe roaccuane maceramı paylaşmaya devam edeceğim. Sevgiler!...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













