24 Ağustos 2015 Pazartesi

Roaccutane Son Durum

         Roaccutane kullanmaya başladıktan sonra bir heves her ay güncelleme yazısı yazarım diyordum ama bir sürü koşturmaca filan derken blog yazmayı bırak okumaktan bile epey koptum. Bir de açıkcası bir süre pek gelişme olmuyormuş gibi geldi bu yüzden hevesim de kırıldı. Ama şimdi benim zavallı blogum ne halde diye bir bakıyım dedim ve Roaccutane'a ilk başladığım zamanki fotoğrafımı görünce farkettim cildimin ne kadar değiştiğini. Yazıyı şurada bulabilirsiniz. Tedavim 6 ay sürdü ilacı bırakalı yaklaşık 2 ay oldu. Aktif sivilcelerimin tamamından kurtuldum yani yüzüme dokunduğumda yüzeyde hiç bir pürüz yok ama malesef sivilcelerimin yoğun olduğu bölgelerde izlerim kaldı. Neyse ki çukurlaşma filan olmadı yalnızca pigmentasyon sorunu; dolayısıyla hafif bir kat fondöten büyük ölçüde işimi görüyor. İzler için bazı tedavi yöntemleri varmış diye duydum bu konuda tavsiyeleriniz varsa da duymayı çok isterim.
       Roaccutane tedavisi doktor tavsiyesiyle başlanan ve ciddi yan etkileri olan bir tedavi. Karaciğer enzimlerini ve kolestrol seviyesini takip için her ay kan tahlili yaptırmak gerekiyor. Ciltte, saçlarda dudaklarda kuruluk, baş ağrısı, eklemlerde ağrı, gözlerde kuruluk sık rastlanan yan etkilerinden bazıları. Dolayısıyla doktor size tedavi seçeneğini sunsa bile tedavinin tüm zorluklarını düşünerek enine boyuna düşünmenizi öneririm. Ama açıkcası ben iyi ki kullanmışım diyorum. Aldığım sonuç yaşadığım sıkıntılara değdi :) Roaccutane kullandığım süre boyunca yaşadığım cilt kuruluğu sorunundan, tedavi bittikten yaklaşık 1 ay sonra kurtulabildim cildim şuan karma ve bunun kıymetini çok iyi biliyorum artık :D Cildimin son halinin fotoğrafını, tedaviye başlamadan önce ve tedavinin 1. ayında çektiğim fotoğraflarla birlikte koyuyorum. Umarım bir fikir verme açısından faydası olur. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere SEVGİLER!...


                                                 BAŞLANGIÇ- 1 AY SONRA


               


                                                   SON DURUM


           


6 Şubat 2015 Cuma

Essence rujlar

     Bugünlerde her yazıya Roaccutane kullandığım için .... diye başlıyorum. Ama gerçekten gördüğüm sivilce tedavisi cildimi çok kuruttuğundan, cilt bakımı ve makyajıma dair hemen hemen herşey değişti (roaccutane cilt bakımı ve makyajım için şuraya ) Artık o kalıcı, koyu renk rujlarım dudaklarımı hem daha çok kurutuyor hem pek de hoş durmuyor :( O yüzden nemlendirici özelliği yüksek varla yok arası renklerde ruj aradığım dönemde Essence'in rujları kurtarıcı oldu.

     Aslında 2 farklı seriye ait rujlardan bahsedeceğim ama uzun süreli dayanaklı olması gereken serinin Essence'in standart rujlarından bi farkını pek göremedim. O yüzden hepsini birlikte yazmakta sakınca görmedim.



       Rujların yapısı kremsi, yumuşacık, kolayca uygulanıyorlar. Dudakları kurutmuyorlar, rahatsızlık hissi yaratmıyorlar. İlk uygulamada pigmentasyonları çok yoğun değil ki benim durumumda bu bir avantaj ama isteyen daha yoğun uygulayarak pigmentasyonu arttırabilir tabi. Kalıcılıkları oldukça zayıf, sık sık tazelemek gerekiyor. Kokuları, eski klasik ruj kokusunu hatırlattı bana bi hoşuma gitti :)

       Elimdeki ilk ruj standart seriden 51 numara Fifth Avenue. Pırıltısı olan şeker pembe bir ruj aslında normalde elimin gideceği bir renk kesinlikle değil. Ama pigmentasyonu çok yoğun olmadığı için yüzüme kattığı hafif ışıltı hoşuma gidiyor.




       2. ruj ise long-lasting seriye ait 06- Barely there! Bu biraz nude-umsu bir renk. Bu da normalde benim tarzım bir renk olmamasına rağmen çok sevdim. Hafif mor alt tonlu olduğu için herkese hitap etmeyebilir. Ama ben bu rengi dudaklarımın kendi doğal pigmentasyonuna yakın buluyorum. Nemli bir bitişi olduğu için de ''your lips but better'' tarzı bir ruj.







       Elimdeki son ruj da yine long-lasting serisinden 07 Natural Beauty. Bu da başka bir nude-umsu renk. Pembe alt tonlu daha yumuşak bir renk olduğu için barely-there e nazaran daha büyük bir kitleye hitap edebilecek bir renk. Ben de seviyorum kullanmayı ama benim için bir tık fazla açık. Bir de bu longlasting serinin ambalajı normal seriye göre daha şık duruyor. Diğer pembiş ambalajlar biraz ergen ruju gibi duruyor utanıyorum çantadan çıkarmaya :)
           






        Bence fiyatları düşünüldüğünde, performansları çok çok başarılı rujlar. Severek kullanıyorum. Benzer beklentileri olanlara tavsiye ediyorum :)

 

25 Ocak 2015 Pazar

Roaccutane ile Cilt Bakımı ve Makyaj

     

         Roaccutane ile geçirdiğim 1 ayda neler olduğunu şu yazıda paylaştım. Bu yazıda ise cilt bakımımda ve makyajımda neler kullandığımdan bahsedeceğim. Önce birşeyi  belirtmek isterim. Doktor makyaj yapmamamı tavsiye etti. Denedim yapmamayı ama cıkss yok kendimi iyi hissetmiyorum. O yüzden yapıyorum.
       
          Temizleyici olarak Garnier Micellar suyu ve Uriage Roseliane temizleme losyonunu kullanıyorum. Garnier'le makyajımı çıkarıyorum, diğerini ise sabah ve akşam cilt temizliği için kullanıyorum. Daha önce de bahsetmiştim Uriage'ın durulanmayan bir temizleyici olmasına çok bayılmıyorum ama şimdilik idare ediyor. Bittikten sonra hassas ciltlere uygun durulanabilen başka bir temizleyici alacağım. Tavsiyeniz varsa şimdiden teşekkürü bir borç bilirim :)

       




Temizledikten sonra yüzümü Uriage'ın Hyseac Restructurant kremiyle nemlendiriyorum. Öyle zengin bir nemlendirici ki bu yüzümdeki gergin hissi hemen alıyor. Süper süper!. Göz altlarımı ise zıaja adlı hakkında çok birşey bilmediğim bu markanın göz kremiyle nemlendiriyorum. Ben bu kremden memnunum; söyleyecek çok birşeyim yok ama esas vurgulamak istediğim, göz kremi kullanmanın önemi. Çünkü Roaccutane tedavisi cilt için çok kurutucu bir süreç ve göz altlarımız hassas ve kurumaya yatkın bir bölge. Benimkiler zaten ne olsa da çizgilensem diye bahane arıyor gibiler. O yüzden erkenden kırışmamak için göz altı kremi şart. Nemlendiriciden sonra ise güneşten korunmak için Aknicare Sun'ı kullanıyorum. Yazısını şurada bulabilirsiniz. Bu arada benim makyajımda fark yarattığını düşündüğüm bir ayrıntıyı da belirteyim. Nemlendirici ve güneş koruma kremimden sonra an az bir 15 dk filan beklediğim zaman fondötenim daha güzel uygulanıyor. 





Kabuk kabuk kurayan dudaklar her Roaccutane kullananın olduğu gibi benim de başımın belası. Her gece yatmadan önce yoğun bakım yapmaya çalışıyorum. Bunun için Nuxe Reve de Miel ve Blistex Medplus kullanıyorum. Blistex'in nemlendirmesi tek başına yetmiyor ama verdiği rahatlatma hissini seviyorum. Eğer dudaklarım yarıldıysa ya da ekstra bir kuruluk olduysa doktorun tavsiye ettiği Hametan Pomadı kullanıyorum bu da Roaccutane kullananların muhakkak bulundurması gerektiğini düşündüğüm bir ürün. Blistex Sensitive ve Nivea Fruity Shine Vişneliyi de gündüz yanımda bulunduruyorum. Yarım saatte bir filan dudaklarımı nemlendiriyorum. Bir de artık malesef çok fazla ruj kullanamadığım için Nivea hiç değilse birazcık renk vermesi açısıdan işimi görüyor. Her sabah diş fırçasıyla dudaklarıma peeling yapmayı da ihmal etmiyorum ki kabuklarımdan arınayım :)




Eğer cildinizde bu kadar ciddi bir kuruluk sorunu varsa, makyajda pürtük pürtük görüntü en büyük problem. O yüzden haftada 2 ya da ihtiyaca göre 3 kere nem maskesi yapıyorum ve banyoda cildimi keselemek suretiyle ölü deriden kurtulmaya çalışıyorum. ''Manyak mısın bu kadar hassas cilt keselenir mi?'' demeyin. Mecburum. Ama çok bastırmadan ve kısa süreli yapıyorum. Nem maskesi olarak da Nivea'nın ballı nem maskesini kullanıyorum. 






     Son olarak da makyaj aşamasında kullandığım ürünleri yalnızca Roaccutane kullananlara değil tüm kuru ciltlilere tavsiye ediyorum. Fondöten olarak Bourjois Health Mix Serum 52 numarayı kullanıyorum. Kolay dağılıyor, kuru yerleri vurgulamıyor, sağlıklı bir görüntü veriyor. BA-YI-LI-YO-RUM! Sivilcelerimi kapatmıyorum ama yüzümün merkezini ve göz altlarımı aydınlatmak için Maybelline instant anti-age eraser kullanıyorum. yazısını okumak için şuraya buyurun En son da makyajımı Make up Forever Hd Pudrayla sabitliyorum.




   



   Roaccutane kullanmış olanlar ya da hala kullananlar siz neler kullanıyorsunuz. Paylaşma istediğiniz tavsiyeleriniz var mı? Bir sonraki yazıda görüşmek üzere SEVGİLER!...

Roaccutane'la Bir Ay

       Roaccutane tedavisinde 1 ayımı doldurdum yey! Bu tedavi süresince her ay kan tahlili yaptırıp karaciğer enzimlerini ve kolestrol seviyesini kontrol ettirmek gerekiyor. Haftaiçi testimi yaptırıp doktora gösterdim. Herşey normal çıktığı için aldığım günlük doz 30 mg dan 40 mg'a yükseltildi.

       Geçtiğimiz bir ayda ne süreçlerden geçtim, ne gibi yan etkileri tecrübe ettim paylaşmak istedim.
       İlk hafta çok ciddi olmasa da 3.günden itibaren filan cildim kurumaya başladı. O yüzden tedaviye başlar başlamaz doktorun önerdiği kuru ciltler için olan ürünleri kullanmanızı öneriyorum.  Göz kuruluğu herkeste olmuyormuş galiba ama bende hiç ummadığım bir anda oldu, o yüzden göz damlası almayı da düşünebilirsiniz.

       2. ve 3. haftalarda yüzümün normalde sorunlu olmayan alın elmacık kemiği  gibi yerlerinde minik minik sivilcemsi kabarcıklar oldu ve özellikle çene ve ağız çevremde daha büyük iltihaplı sivilceler çıktı. Siyah noktalarım gittikçe belirginleşti. Adeta gözeneklerimden yükselen dikenimsi şeyler vardı burnumda . Daha önce tecrübelilerden duyduğum ve okuduğum kadarıyla, bu görüntünün siyah noktaların yavaş yavaş döküleceği anlamına geldiğini biliyordum o yüzden çok dert etmedim.

      4. haftada hafiften bir iyileşme sürecine girdiğimi hissetmeye başladım. Tabi ki büyük bir değişiklik yok ama siyah noktalarım çok çok azaldı. Sivilcelerin de sayısı değişmediyse de çoğu aktif gözükmüyor. Renkleri soldu, küçüldüler. Tabi cildim gittikçe daha da kuruyor. Dudaklarımı devamlı nemlendirmezsem muhakkak ertesi gün dudağımda bir yarıkla uyanıyorum. Cildim kırmızı, gergin ve  özellikle burun çevremde kabuk kabuk oluyor. Bu yazıyı çok uzamaması açısından yalnızca deneyimlediklerime ayırdım. Roaccutane'la makyaj ve cilt bakımı için başka bir yazı yazdım. şurada bulabilirsiniz . Fotoğraflarım pek hoş değil farkındayım ama ben bu tarz yazılar okuduğum zaman eğer fotoğraf varsa, yazıdaki herşey daha anlamlı geliyor. Sevgiler!..


                                                 


                                                                                                 


-----=   BUGÜN










-----=  1 AY ÖNCE

                                                                                 


21 Ocak 2015 Çarşamba

FOTD- DOĞAL TONLARDA MAKYAJ


Aslında biraz çekiniyorum günün makyajı fotoğrafları koymaya ama bugün paylaşasım geldi :)




Fondöten: Bourjois Healthy Mix (tık tık)
   Concealer : Maybelline The Eraser (tık tık)
   Pudra : Make up forever HD pudra (tık tık)
                                       Göz Makyajı: The Balm-BALMJOVI (iron maid-in ve rem) (tık tık)
      Allık ve aydınlatıcı : The Balm-BALMJOVİ 
Dudak : Nivea kirazlı lipbalm                 
Rimel: Maybelline the Rocket                
           

 ,             

         




19 Ocak 2015 Pazartesi

Rimmel London Scandaleyes Maskara by Kate Moss

       Favori Maybelline rimellerim  köşede duradursun bilinmedik rimel diyarlarına keşfe çıktım :) Rimmel London'ın birçok ürününü seviyorum o yüzden Kate Moss serisinin scandaleyes adlı bu rimeli de denemek için iyi bir aday gibi göründü.
       
        Kirpikleri uzatmakla ilgili pek bi katkısı yok ama günlük kullanımda memnun edebilecek doğal bi dolgunluk veriyor. Takma kirpiğimsi, dramatik, upuzun, hacimli kirpik sevenler (ben:)) bu rimele pek bayılmayacaktır. Dolayısıyla benim de hayallerimin rimeli filan değil ama günlük kullanımda gideri var :)
     
        Fırçasının enteresan bir şekli var. Sanırım dış taraftaki kirpikleri daha çok açması hedeflenmiş. Ben açıkçası bir yararını göremedim. Kıvamı ne çok kuru, ne çok sıvı bence ideal..

       Ben de akma, dökülme yapmadı. Ammaa eğer ağlama, terleme vs suyla temas ihtimaliniz varsa dikkat edin derim. Zaten suya dayanıklılık iddiası yok ama suyu daha karşıdan görünce yanaklarımdan sicim sicim akmaya başlaması da enteresandı doğrusu :) Tabi başka açıdan düşünürsek bu da makyajı temizlerken kolaylık sağlıyor. Hergün gözümü kazımama gerek kalmaması da hoş bir değişiklik oldu.

Bendeki ürünün ambalajına etiket yapıştırmışlar, çıkarırken temizleyemedim. Görüntü kirliliği olmaması açısından ilk resim internetten alıntıdır.







Yabancı dizi- Shameless

    Shameless benim gibi yabancı dizi izlemeyi sevip, farklı birşey arayanların ilgileneceğini düşündüğüm bir dizi. Ama baştan uyarayım 18 yaşından küçükseniz, küfürlü konuşmalar, müstehcen sahneler sizi rahatsız ediyorsa bu dizi size göre değil.
     Aslında Amerikan bir ailenin hayatını izliyoruz dizide. Ama bu öyle anne Jennifer'ın baba Mike'ı duďağından öperek işe uğurladığı bir aile değil. Alkolik bir baba, zaman zaman dizide boy gösterse de genelde pek ortalarda olmayan manik-depresif bir anne ve birbirinden enteresan 6 çocuk! Suç işlemenin, uyuşturucunun gayet sıradan kabul edildiği bu ilginç mahallede çocuklar el yordamıyda hayatta kalmaya çalışıyor.
       En büyük abla Fiona biraz anne rolü üstlenmiş olsa da, sorumluluk öylesine büyük ki çocukların hayatında herşey dermeçatma. Bu tablo kulağa ne kadar dramatik geliyor değil mi? Türk senaristlere 10 sezon bol ağlamaklı dizi konusu vallahi. Ama Shameless tam tersine gayet eğlenceli ve aksiyonu bol bir dizi. Diziyi bana sevdiren de bu sanırım.
        Cocuklarin hayatına her giren macerasını da birlikte getiriyor , diziye yeni bir pencere açıyor. Hele Fiona'nın aşk hayatından epey malzeme çıkıyor. Pek  çok yan karakterin karikatürize bir ucubelikte olması hikayeyi  ilginçleştirmiş.
        Dizinin şuan 5. sezonu oynuyor. Benim ve arkadaslarımın bunca sezon sıkılmadan izlediğimiz nadir dizilerden. BU tarzda dizi arayanlara tavsiye ediler.Sevgiler!...