23 Ocak 2016 Cumartesi

Dove Pure Care Dry Oil Saç Maskesi

  Zaten kuru olan saçlarım bolca düzleştirici, maşaya maruz kalınca bir de boyalı olunca saç maskesi, krem gibi onarıcı ürün arayışım hiç sona ermiyor. Hele ki kış ayları saçlarım neeem neeem diye inlerken Dove'un bu dry oil serisi ilgimi çekti.




   Badem, Hindistan Cevizi, ve Afrika Macademia yağları içeren bu ürün saçlarımızı yumuşacık yapmayı ve ışıltı vermeyi vaad ediyor.




    En başta kokusuna bayıldım! Duştan çıktıktan sonra hem banyoda hem saçımda kalıyor kokusu çok hoş. Saçımı yıkadıktan sonra bolca bir miktarı, uçlara daha yoğun olmak üzere saçıma uyguluyorum. Talimatlarda 3-5 dk yazıyor ama ben oyalanabildiğim kadar oyalanıyorum. Zaten daha durularken saçımın yumuşadığını, karışıklığının çözüldüğünü farkediyorum. Boyalı saçlı olanlar bilir düzgün bir krem ya da maske kullanmazsanız duş sonrası saç tarama işlemi işkenceye dönüşebiliyor. Bu maske o açıdan oldukça rahatlatıcı. Saçımın genel durumunda da olumlu bir etkisi olduğunu söyleyebilirim.
 
     Kategorisinde kullandığın en en iyi ürün değil sanırım John Frieda'nın kırmızı serisinin maskesini daha çok beğenmiştim. Ama fiyatından, performansından oldukça memnun kaldım  serinin diğer ürünlerini de denemek için merak uyandırdı bende. Siz denemiş miydiniz? Hangisini en çok beğendiniz?
 

21 Ocak 2016 Perşembe

Kendi Spor Koçun Olmak

               Üniversite dönemimin neredeyse tamamını kilo vermeyi isteyerek geçirdim sanırım. Şuanda da istediğim kiloda olduğumu söyleyemem ama 38 bedene inmeyi başarabilmiş, düzenli sayılabilecek sıklıkta spor yapan biri olarak kendimi iyi hissediyorum. Spor yapmak için Fitness salonlarına, aerobik, zumba vs gruplarına katılmışlığımda oldu ama farkettim ki o fitness salonlarındaki aletlerde benim canım sıkılıyor arkadaş. Evde spor yapmak hem maddi bir yükü olmadığından, hem de canımın istediği saatte üstüme rahat birşeyler geçirerek yapabilme özgürlüğü sebebiyle bana çok cazip geliyor.

               Ben evde egzersiz yapmak için çeşitli youtube videolarından yararlanıyorum. Bu yazıda da böyle bir arayış içinde olup yüzlerce video içinden seçim yapmakta zorlananlar için tercih ettiğim bazılarından bahsetmek istedim. Hiçbir spor malzemenizin olmamasını egzersiz yapmamak için bahane etmeyin lütfen ama nelere ihtiyacım olur derseniz, evde kullanabileceğiniz rahat bir çift spor ayakkabı, yer hareketleri için bir yoga matı, bir çift dumbbell ki başlangıçta 1.5 ltlik su şişeleri de iş görür.

              Son senelerde önerilen egzersiz yöntemleriyle ilgili önemli gelişmeler oldu. Saatlerce koşu bandında terlemenin, hergün 2 saat cardio çalışması yapmanın pek de akıllıca olmadığı ispat edildi. Bunun yerine HIIT (high intensity interval training) adı verilen kısa süreli ama çok daha yoğun etkili yöntem bu işin uzmanları tarafından öneriliyor. Üstelik bu yöntemle egzersiz sonrası 48 saat daha fazla kalori yakıyormuşuz. Bir de artık kadın milleti ağırlık kaldırmasın, güç çalışması yapmasın mazallah kas olur yanılgısı da son bulmuş durumda. Ağırlık kaldırmak derken haydi kızlar kapın halterlerinizi kızlar demiyorum. Kendi ağırlığımızı kullanarak çalışabileceğimiz birçok güç egzersizi hareketi var. Son 10 yılın belki de en popüler spor dalı pilatesin temeli de bu prensibe dayanır zaten. Bunların dışında da bölgesel, bazı özel kas gruplarına yönelik egzersizler de var ama bunların tek başına yapıldığında bir yararı yok. Yani günde 500 mekik çekiyorum neden göbek erimiyor diyorsanız işte bu yüzden.

              Tüm bu saydıklarımı bir videoda toplayıp, kısa ve oldukça etkili egzersizler hazırlayan bir isim Jillian Michaels. Ay ben hergün acaba ne yapsam diye düşünmek istemiyorum açıp hergün 30 dklık videomu yapayım konu kapansın diyorsanız. Jillian Michaels'ın 30 day shred videolarını önerebilirim. 3 farklı seviyesi olan program 30 gün sürüyor. Aşamaların her biri 10ar gün. Egzersiz yapmaya yabancıysanız ya da uzun bir ara verdiyseniz, ilk 5 dk.da pes etmek isteyebilirsiniz ama kendinize bir şans verin lütfen  yapabildiğiniz kadar yapın  videoyu kapatmayın yeter. İlk birkaç günde ne kadar yol katettiğinizi görünce şaşıracaksınız.



            Hiit, güç çalışması, farklı kas grupları için egzersizleri kombinleyen bir diğer youtube sayfası Fitness Blender. Bunlar karı koca fitness antrenörü çok da tatlış tipler videoları bana çok samimi geliyor. Sayfalarında bir sürüüüü farklı tür video var. Benim kullanmayı en sevdiklerim bunların 5 günlük serileri. 1 saate yakın süren 5 farklı videoyla 1 haftada yapılması gereken herşeyi yapmış oluyorsunuz. 1 saat vakit ayıramayacaklar için bir de 30 ar dakikalık versiyonunu da yapmışlar o da buradan. Diyorsanız önemli bir gün yaklaşıyor ben de şöyle beni güzelce zorlayacak videolar istiyorum. Fitness Blender'ın 1000 kcal lik videolarına göz atabilirsiniz.



          Yakın zamanda keşfettiğim başka bir youtuber da Lucy Wyndham. Bu hatunun videoları kısacık kısacık. Ay ne kadar etkili olur ki dediğim 4 dk.lık videonun ertesi günü totoşumdaki ağrı ağzımın payını pek güzel verdi. Fazla zamanınız ya da enerjiniz yoksa günü hiç egzersiz yapmadan geçirmektense, bu kısa videolar güzel bir alternatif diye düşünüyorum.



         Daha önceki zayıflama yazımda  bahsettiğim blogilates videoları da hala sevdiğim egzersiz çeşitleri arasında.



         Bir de son olarak benim içimde hep bir yoga merakı olmuştur. Pek hakkıyla yönelemedim henüz o konuya ama ucundan kıyısından yoga yapmış olmaya başlamak için iyi bir youtuber keşfettim. yoga with adriene 'in birçok farklı amaca yönelik yoga videoları var. Şu sıralar da 30 günlük yoga kampı video serisi devam ediyor.




        Spor yapmayı planlayıp erteleyenlere sesleniyorum. Lütfen gözünüzde büyütüp kendinize bahaneler yaratmayın. Düzenli egzersiz yaptığım zamanlarda kendimi çok daha dinç, enerjik, mutlu hissediyorum. İnsan ilişkilerime bile yansıyor. İhmal ettiğim zamanlarda ise (mesela şu sıralar) hantallaşıyorum, vücudum daha ağır gibi geliyor.

         Sizin takip edip yararını gördüğünüz bir egzersiz rutini varsa tavsiyeleriniz beni mutlu eder :) Sevgiler...
             

20 Ocak 2016 Çarşamba

Ne izledim- Nadide Hayat

 


Youtube'da alakasiz bir video izlerken reklam olarak girmisti filmin fragmani. Sevimli bir fragman yapmislar sonuna kadar izletti kendini. Zaten Demet Akbağ ve Yetkin Dikinciler'in basrollerini paylasmasi ilgimi çekti bir de yönetmenin de Çağan Irmak olduğunu öğrenince dedim ben bu filmi izlerim.
     18 aralikta vizyona girdiği gün annemle izledik filmi. Hala bazi yerlerde vizyondayken blogda bahsediyim istedim.
      Filmde Demet Akbağ, eşini henüz kaybetmiş orta yaşta bir kadini canlandirmis. Çoluk çocuk, torun, eşinin gölgesi derken hayatta pek ben ne istiyorum diye düşünme fırsatı olmamış. Eşinin ölümüyle bir boşluk duygusuna kapılıyor önce. Toplumun kendi yaşındaki bir kadına yüklediği köşesinde oturup bayramlarda çocuklarının yolunu gözleme rolü pek cazip gelmiyor. Birkaç farkli aktivite deneyip hobi sahibi olmaya çalışsa da aradığını bulamıyor. En sonunda evlendiği için yarım bıraktığı su ürünleri fakültesine dönmeye karar veriyor.
      Okulda çocuklarindan bile daha genç "sinif arkadaslari"yla uyum surecinin epey sancili olduğunu tahmin edersiniz. Zincirleme yanlis anlasilmalar sonucu kendini 2 tane Caretta Carettanin yerini tespit etmek uzere yola cikan arastirma gemisinde buluyor. Boylece de yolu karizmatik ama biraz huysuz kaptanimizla (Yetkin Dikinciler) kesişmiş oluyor. Kaptanla sürtüşmeli başlayan ilişkileri, birbirlerinin hassas yönlerini farketmeleriyle boyut değiştiriyor. Bu yolculuk da Nadide hanim için ne istediğini keşfetme yolculuğuna dönüşüyor.
        Nadide  Hayat insanda derin izler bırakan bir bàş yapıt filan diyemem tabii. Ama keyifli zaman gecirtecek, bolca gülümseyerek izleyebilceğiniz bir film isterseniz tavsiye edilir :) Bir sonraki yazida görüşmek üzere! Sevgiler...

25 Ağustos 2015 Salı

Maybelline Suya Dayanıklı Rimel

      Rimel konusunda en başarılı bulduğum markalardan biri Maybelline yine beni yanıltmadı. Havuza, denize girerken de kullanılabilecek, suya gerçekten dayanıklı bir rimel buldum sonunda. Her ne kadar bu yaz tatil yapma imkanım olmadıysa da önce duşta, sonra da havuzda test edip onayladım. Maybelline Lash Sensational'ın waterproof (suya dayanıklı) olan versiyonu suyun altında kesinlikle akma, bulaşma yapmadığı gibi gayet güzel hacim veriyor kirpiklere. Bir de kirpik kıvırıcı kullanmadığım halde kirpiklerimi pek güzel kıvırdı ve bütün gün de öyle kalmalarını sağladı yani inatçı, ok kirpiklilerin derdine derman olabilir duyurulur :) Yazıyı kısa ve öz tutuyorum çünkü söylenebilecek çok birşey yok işimi gördü, çok beğendim suya dayanıklılığına yüzde yüz kefil olurum. Tek olumsuz yanı ise kolay kolay temizlenmemesi. Bioderma, Garnier vs gibi Micellar su tarzı temizleyicilerle pek çıkmıyor malesef  yağ bazlı göz makyajı temizliyicilere ihtiyaç duyuyor. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere sevgiler! :)











24 Ağustos 2015 Pazartesi

Roaccutane Son Durum

         Roaccutane kullanmaya başladıktan sonra bir heves her ay güncelleme yazısı yazarım diyordum ama bir sürü koşturmaca filan derken blog yazmayı bırak okumaktan bile epey koptum. Bir de açıkcası bir süre pek gelişme olmuyormuş gibi geldi bu yüzden hevesim de kırıldı. Ama şimdi benim zavallı blogum ne halde diye bir bakıyım dedim ve Roaccutane'a ilk başladığım zamanki fotoğrafımı görünce farkettim cildimin ne kadar değiştiğini. Yazıyı şurada bulabilirsiniz. Tedavim 6 ay sürdü ilacı bırakalı yaklaşık 2 ay oldu. Aktif sivilcelerimin tamamından kurtuldum yani yüzüme dokunduğumda yüzeyde hiç bir pürüz yok ama malesef sivilcelerimin yoğun olduğu bölgelerde izlerim kaldı. Neyse ki çukurlaşma filan olmadı yalnızca pigmentasyon sorunu; dolayısıyla hafif bir kat fondöten büyük ölçüde işimi görüyor. İzler için bazı tedavi yöntemleri varmış diye duydum bu konuda tavsiyeleriniz varsa da duymayı çok isterim.
       Roaccutane tedavisi doktor tavsiyesiyle başlanan ve ciddi yan etkileri olan bir tedavi. Karaciğer enzimlerini ve kolestrol seviyesini takip için her ay kan tahlili yaptırmak gerekiyor. Ciltte, saçlarda dudaklarda kuruluk, baş ağrısı, eklemlerde ağrı, gözlerde kuruluk sık rastlanan yan etkilerinden bazıları. Dolayısıyla doktor size tedavi seçeneğini sunsa bile tedavinin tüm zorluklarını düşünerek enine boyuna düşünmenizi öneririm. Ama açıkcası ben iyi ki kullanmışım diyorum. Aldığım sonuç yaşadığım sıkıntılara değdi :) Roaccutane kullandığım süre boyunca yaşadığım cilt kuruluğu sorunundan, tedavi bittikten yaklaşık 1 ay sonra kurtulabildim cildim şuan karma ve bunun kıymetini çok iyi biliyorum artık :D Cildimin son halinin fotoğrafını, tedaviye başlamadan önce ve tedavinin 1. ayında çektiğim fotoğraflarla birlikte koyuyorum. Umarım bir fikir verme açısından faydası olur. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere SEVGİLER!...


                                                 BAŞLANGIÇ- 1 AY SONRA


               


                                                   SON DURUM


           


6 Şubat 2015 Cuma

Essence rujlar

     Bugünlerde her yazıya Roaccutane kullandığım için .... diye başlıyorum. Ama gerçekten gördüğüm sivilce tedavisi cildimi çok kuruttuğundan, cilt bakımı ve makyajıma dair hemen hemen herşey değişti (roaccutane cilt bakımı ve makyajım için şuraya ) Artık o kalıcı, koyu renk rujlarım dudaklarımı hem daha çok kurutuyor hem pek de hoş durmuyor :( O yüzden nemlendirici özelliği yüksek varla yok arası renklerde ruj aradığım dönemde Essence'in rujları kurtarıcı oldu.

     Aslında 2 farklı seriye ait rujlardan bahsedeceğim ama uzun süreli dayanaklı olması gereken serinin Essence'in standart rujlarından bi farkını pek göremedim. O yüzden hepsini birlikte yazmakta sakınca görmedim.



       Rujların yapısı kremsi, yumuşacık, kolayca uygulanıyorlar. Dudakları kurutmuyorlar, rahatsızlık hissi yaratmıyorlar. İlk uygulamada pigmentasyonları çok yoğun değil ki benim durumumda bu bir avantaj ama isteyen daha yoğun uygulayarak pigmentasyonu arttırabilir tabi. Kalıcılıkları oldukça zayıf, sık sık tazelemek gerekiyor. Kokuları, eski klasik ruj kokusunu hatırlattı bana bi hoşuma gitti :)

       Elimdeki ilk ruj standart seriden 51 numara Fifth Avenue. Pırıltısı olan şeker pembe bir ruj aslında normalde elimin gideceği bir renk kesinlikle değil. Ama pigmentasyonu çok yoğun olmadığı için yüzüme kattığı hafif ışıltı hoşuma gidiyor.




       2. ruj ise long-lasting seriye ait 06- Barely there! Bu biraz nude-umsu bir renk. Bu da normalde benim tarzım bir renk olmamasına rağmen çok sevdim. Hafif mor alt tonlu olduğu için herkese hitap etmeyebilir. Ama ben bu rengi dudaklarımın kendi doğal pigmentasyonuna yakın buluyorum. Nemli bir bitişi olduğu için de ''your lips but better'' tarzı bir ruj.







       Elimdeki son ruj da yine long-lasting serisinden 07 Natural Beauty. Bu da başka bir nude-umsu renk. Pembe alt tonlu daha yumuşak bir renk olduğu için barely-there e nazaran daha büyük bir kitleye hitap edebilecek bir renk. Ben de seviyorum kullanmayı ama benim için bir tık fazla açık. Bir de bu longlasting serinin ambalajı normal seriye göre daha şık duruyor. Diğer pembiş ambalajlar biraz ergen ruju gibi duruyor utanıyorum çantadan çıkarmaya :)
           






        Bence fiyatları düşünüldüğünde, performansları çok çok başarılı rujlar. Severek kullanıyorum. Benzer beklentileri olanlara tavsiye ediyorum :)

 

25 Ocak 2015 Pazar

Roaccutane ile Cilt Bakımı ve Makyaj

     

         Roaccutane ile geçirdiğim 1 ayda neler olduğunu şu yazıda paylaştım. Bu yazıda ise cilt bakımımda ve makyajımda neler kullandığımdan bahsedeceğim. Önce birşeyi  belirtmek isterim. Doktor makyaj yapmamamı tavsiye etti. Denedim yapmamayı ama cıkss yok kendimi iyi hissetmiyorum. O yüzden yapıyorum.
       
          Temizleyici olarak Garnier Micellar suyu ve Uriage Roseliane temizleme losyonunu kullanıyorum. Garnier'le makyajımı çıkarıyorum, diğerini ise sabah ve akşam cilt temizliği için kullanıyorum. Daha önce de bahsetmiştim Uriage'ın durulanmayan bir temizleyici olmasına çok bayılmıyorum ama şimdilik idare ediyor. Bittikten sonra hassas ciltlere uygun durulanabilen başka bir temizleyici alacağım. Tavsiyeniz varsa şimdiden teşekkürü bir borç bilirim :)

       




Temizledikten sonra yüzümü Uriage'ın Hyseac Restructurant kremiyle nemlendiriyorum. Öyle zengin bir nemlendirici ki bu yüzümdeki gergin hissi hemen alıyor. Süper süper!. Göz altlarımı ise zıaja adlı hakkında çok birşey bilmediğim bu markanın göz kremiyle nemlendiriyorum. Ben bu kremden memnunum; söyleyecek çok birşeyim yok ama esas vurgulamak istediğim, göz kremi kullanmanın önemi. Çünkü Roaccutane tedavisi cilt için çok kurutucu bir süreç ve göz altlarımız hassas ve kurumaya yatkın bir bölge. Benimkiler zaten ne olsa da çizgilensem diye bahane arıyor gibiler. O yüzden erkenden kırışmamak için göz altı kremi şart. Nemlendiriciden sonra ise güneşten korunmak için Aknicare Sun'ı kullanıyorum. Yazısını şurada bulabilirsiniz. Bu arada benim makyajımda fark yarattığını düşündüğüm bir ayrıntıyı da belirteyim. Nemlendirici ve güneş koruma kremimden sonra an az bir 15 dk filan beklediğim zaman fondötenim daha güzel uygulanıyor. 





Kabuk kabuk kurayan dudaklar her Roaccutane kullananın olduğu gibi benim de başımın belası. Her gece yatmadan önce yoğun bakım yapmaya çalışıyorum. Bunun için Nuxe Reve de Miel ve Blistex Medplus kullanıyorum. Blistex'in nemlendirmesi tek başına yetmiyor ama verdiği rahatlatma hissini seviyorum. Eğer dudaklarım yarıldıysa ya da ekstra bir kuruluk olduysa doktorun tavsiye ettiği Hametan Pomadı kullanıyorum bu da Roaccutane kullananların muhakkak bulundurması gerektiğini düşündüğüm bir ürün. Blistex Sensitive ve Nivea Fruity Shine Vişneliyi de gündüz yanımda bulunduruyorum. Yarım saatte bir filan dudaklarımı nemlendiriyorum. Bir de artık malesef çok fazla ruj kullanamadığım için Nivea hiç değilse birazcık renk vermesi açısıdan işimi görüyor. Her sabah diş fırçasıyla dudaklarıma peeling yapmayı da ihmal etmiyorum ki kabuklarımdan arınayım :)




Eğer cildinizde bu kadar ciddi bir kuruluk sorunu varsa, makyajda pürtük pürtük görüntü en büyük problem. O yüzden haftada 2 ya da ihtiyaca göre 3 kere nem maskesi yapıyorum ve banyoda cildimi keselemek suretiyle ölü deriden kurtulmaya çalışıyorum. ''Manyak mısın bu kadar hassas cilt keselenir mi?'' demeyin. Mecburum. Ama çok bastırmadan ve kısa süreli yapıyorum. Nem maskesi olarak da Nivea'nın ballı nem maskesini kullanıyorum. 






     Son olarak da makyaj aşamasında kullandığım ürünleri yalnızca Roaccutane kullananlara değil tüm kuru ciltlilere tavsiye ediyorum. Fondöten olarak Bourjois Health Mix Serum 52 numarayı kullanıyorum. Kolay dağılıyor, kuru yerleri vurgulamıyor, sağlıklı bir görüntü veriyor. BA-YI-LI-YO-RUM! Sivilcelerimi kapatmıyorum ama yüzümün merkezini ve göz altlarımı aydınlatmak için Maybelline instant anti-age eraser kullanıyorum. yazısını okumak için şuraya buyurun En son da makyajımı Make up Forever Hd Pudrayla sabitliyorum.




   



   Roaccutane kullanmış olanlar ya da hala kullananlar siz neler kullanıyorsunuz. Paylaşma istediğiniz tavsiyeleriniz var mı? Bir sonraki yazıda görüşmek üzere SEVGİLER!...